Anasayfa
        Biyografi
        Özgeçmiş
        Ödüller
        Konuk Defteri
 

Kozan Belediyesi
Kozan Haber Gazetesi
Ahmet Emre Bilgili
Sivas Belediyesi
Beyoğlu Belediyesi
KOZVAK
Kozan Devlet Hastanesi
Turizm Gazetesi

 
 
 Aktif Ziyaretçi 1
 Bugün 56
 Toplam 2043146
 Ip 54.156.37.174
 
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
RTE
Diğer
17 Temmuz 2016, Pazar
20:13

95.211.226.36
kozan belediyesi paralel yuvası

belediye kayyum atansın

başkan paralelci
   
 
DARBECI
Diğer
16 Temmuz 2016, Cumartesi
20:16

146.185.28.58
MUSA ÖZTÜRK NEDEN HALKA DESTEK VERMEDİ

MERAL İZİN VERMEDİMİ

PARALEL SEVER MUSA ÖZTÜRK İHRAÇ EDİLSİN

   
 
kozan
Diğer
14 Temmuz 2016, Perşembe
00:41

85.99.132.30
kazım bizleri bu adilerin eline bırakıp gittin ya sanada yazıklar olsun tüüüüüh sana
   
 
Nuri
Diğer
10 Temmuz 2016, Pazar
08:57

209.95.56.51
KOZANDA POLİS VAR AMA ASAYİŞ YOK.

KAYMAKAM VAR AMA VARLIĞI YOK.

GECE SAAT 12 OLMUŞ. 16 DA BAŞLAYAN DÜĞÜN DAHA BİTMEDİ. KAFAMISI SKTILER BENDE SİZE SÖVÜYORUM.

ALDIĞINIZ MAAŞI HELAL ETTRİN.

YETER BE HER HAFTA SONU AYNI ŞEYLER.
   
 
HAVUZ AÇILDI
Diğer
03 Temmuz 2016, Pazar
01:34

209.95.56.53
PARASINI KİM ALIYOR? BAHADIR VE HARUN MU?

YOKSA DİĞER YİĞENLER Mİ ALIYOR?

BELEDİYE KENDİ İŞLETİYOR GÖRÜNÜYOR AMA İŞİN ASLINDA 3. ŞAHSA VERDİ HAVUZU.

PROTOKOLE UYULMUYOR BÜYÜKŞEHİRLE

ARTIK REZİDANS AlanLAR ÇOĞALIR GAYRİ

YAKIŞIR MUSA'MA

VER YESİNLER DAYIIIIIIII
   
 
Hainler
Bolu
29 Haziran 2016, Çarşamba
12:52

146.185.28.61
Bahçeli’nin yüzüne bakarken utanmadınız mı?
Hafta sonu MHP Lideri Hatay Dörtyol’da Ülküdaşlarıyla bir araya geldi…

Kurultay sürecinde oynanan büyük oyunun deşifrelerini anlattığı bu ziyarette çok ilginç sayılan ancak bana göre yapılması geciken hamleler vardı…

Başından beridir muhalif kanatlarla ilişkisi olan…

Genel Başkanlık ütopyası olan…

Ülkücü hareketi ve MHP’yi Adana’da bitiren…

Belediye Başkanlığı haricinde her işte fink atan Hüseyin Sözlü’ye karşı Devlet Bahçeli’nin takındığı tavır çok net bir şekilde Sözlü’nün siyasi hayatının bittiğinin işaretiydi…

Ardından diğer muhalifler;

Musa Öztürk, Mustafa Çay, Ahmet Sel ve diğerleri…

Sahi siz hangi yüzle gittiniz oraya?

19 Haziran’da KORSAN KURULTAYA katılıp Devlet Bahçeli’nin devrilmesi için imza vermediniz mi?

Hangi yüzle hangi karakterle gittiniz Liderin yanına?

Son dakikaya kadar Muhaliflere bile güvenmediniz…

Acaba dediniz!

Kim kazanır, kim MHP’yi yönetecek sorusuna cevap bulamadığınız için son dakikaya kadar beklediniz!

Sonra asrın taklasını atıp muhaliflerle iş tuttunuz ve Devlet Bahçeli’yi arkadaşından hançerlemeye kalkanlarla iş birliği yaptınız!

Muhalif kanatta da karşılığınız yok sizin!

Bugün başkasını bir diğerine satan, gün gelir onu da başkasına satar çünkü!

Ne oldu?

Aldınız mı boyunuzun ölçüsünü!

Almadınız daha bekleyin!

10 Temmuz’u bekleyin…

“Sürprizlerimiz var” demişti Devlet Bahçeli…

Sürpriz değil resmen bombalar var!

10 Temmuz’dan sonra MHP’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Bekleyin!
   
 
sfsdfs
Bitlis
21 Haziran 2016, Salı
19:26

81.214.185.79
asa
Mail: ss@hotmail.com   
 
Veli
Adana
04 Haziran 2016, Cumartesi
08:54

46.23.66.107
Mezarlık yolu üzeri çalışma yapan belediye araçları kazara bir TARİHİ ESER BULMUŞLAR.

Eseri CENGİZ YEŞİLOĞLU almış.

Musa ÖZTÜRK kimseye duyurmayın talimatı vermiş.

DEVLETİN MALINI PEŞKEŞ ÇEKİYORLAR

TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI YAPIYORLAR.

Yandaki arsayıda kamulaştırıp oradaki gömüyü çıkaralım Encümen toplantısında karar alınsın diye planlıyorlar.

DEVLET NERDESİN????

KOZAN EMNİYETİ VE KAYMAKAMI MUSANIN ADAMI ANLADIKTA DEVLET YOKMU?

KOZAN BELEDİYESİNİ İNCELEYİN.
TARİHİ ESER KAÇAKÇILARINI CEZANlanDIRIN.
Mail: dasdasdasdasd@gmail.com   
 
Veli
Adana
04 Haziran 2016, Cumartesi
08:53

46.23.66.107
Neler oluyor neler bilseniz.
   
 
Din özgürlüğüne laiklik gereği son!
Adıyaman
28 Nisan 2016, Perşembe
05:20

95.142.108.185
TBMM Başkanı İsmail Kahraman demiş ki:
“Anayasa inanca göre tasnif edildiğinde, bu 82 Anayasası da, 61 Anayasası da dindar anayasalardır. Neden? Resmi tatiller, Kurban Bayr***, Ramazan Bayr***’dır. Din dersleri mecburidir ve inanca dayalı bir yapısı vardır. Yani seküler değildir, dindar anayasadır. Laiklik tarifi de ona göre olmalıdır. Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır.”
İki tane dini bayr***n resmi tatil kabul edilmesi ile, Anayasa’nın dindar kabul edilip edilemeyeceği tartışması bir yana..
Laikliği tepemizde boza pişirme aracı olarak kullanan kesimler..
Bu açıklamaya bile tahammül edemediler..
Anında ayaklandılar..
“Özgürlük, düşünce hürriyeti, teröristlere bile fikir hürriyeti” taleplerini hemen unutuverdiler..
Veee..
Yine gündemimiz, laiklik oldu.
Oysa son 2 senedir..
Ne kadar az tekrar ediyorduk, “laiklik” kelimesini..
Ben kendimi bildim bileli..
Siyasi tartışmaların hepsi, “laiklik” ilkesi etrafında yaşanırdı..
Milli Nizam Partisi 1971’de, “laik devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunması prensiplerine aykırı olduğu” gerekçesi ile kapatıldı..
Öğle tatilinin, Cuma namazı saatine göre ayarlanmasını öngören genelgenin 1974’te iptal edilmesinin gerekçesi de, “laiklik ilkesi” idi..
1970’li yıllarda az sayıdaki başörtülülerin üniversitelere gitmesinde, lokal engellemelerin de gerekçesi yine “laiklik ilkesi” idi..
1980 darbesi yapıldığında, yine “laiklik ilkesi” gerekçe gösterilip, başörtü yasağı yaygınlaştırıldı..
Refah Partisi 1998 yılında, “Laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı” olduğu gerekçesi ile kapatıldı. 2 yıl sonra Fazilet Partisi, başörtülü bir bayanı milletvekili seçtirmesi “laikliğe aykırı” bulunduğu için kapatıldı..
Yakın tarihe gelelim..
Özel okullara devlet desteği verilmek istendiğinde de, Cumhurbaşkanı’nın veto gerekçesi “laiklik” idi..
AK Parti’ye Hazine yardımının kesilmesinde de, Anayasa Mahkemesi’nin gösterdiği gerekçe, “laiklik” idi..
Gençler belki hatırl***yordur ama..
Biz o günlerde, sabah “laiklik” diye uyandırılır, akşam yatağımıza yatarken dinlediğiniz son haberlerde, “laiklik” ile uyumaya geçerdik.
Siyasi parti liderlerinden tutun.
En kıytırık dernekler bile..
“Laiklik” diye söze başlar..
“Laiklik” ile sözü bitirirlerdi..
Nasıl ki pazarda limon satıcıları, “Çaya çorbaya, limon” diye bağırırlar...
Ülkede de, “Her türlü dini özgürlüklerin kısıtlanması”na, laiklik gerekçe gösterilirdi..
Anayasa Mahkemesi’nin de kararlarında “Laiklik” denilince, herkes sus pus olurdu.
Danıştay kararlarında da, “Laiklik ilkesi” diye başlandı mı, herkes hazırolda dururdu..
Son iki yıldır..
“Laiklik” kavr***, günlük hayatımızdan birazcık çıktı..
Başörtü yasağı kaldırıldı..
Eski yıllarda sürekli tekrarlandığı üzere, “Dindar-laikçi kavgası” çıkmadı..
Dindarların laikçilere, “Başınızı örteceksiniz.. Yoksaaaa..” türünden bir zorlamaları ile karşılaşılmadı..
Öğlen mesaisi, Cuma namazına gitmek isteyen memurlara bu hakları tanınacak şekilde düzenlendi..
Eskiden iddia edilen, “Mesai saatleri, namaza göre ayarlanırsa, namaza gidenler, gitmeyenler üzerinde baskı kurarlar. Gitmeyenleri kafirlikle suçlarlar” şeklindeki nifakçı anlayışın iddiası boş çıktı..
Kur’an kurslarına, küçük yaştaki çocuklarımızın da gidebileceği düzenlemeler yapıldı..
Eski yıllardaki laiklik anlayışına göre, bu da çağdaş bir ülke için ölüm demekti ama..
Daha huzurlu, daha özgür bir toplum olduğumuz, inkar edilemez..
Şimdi sorun şu:
TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın çıkışı vesilesi ile tekrar, günlük hayatımıza giren “laiklik” ilkesi..
Anayasa’da olsun mu, olmasın mı?
Olursa, hangi içerikte olsun?
Daha net soralım..
Hangi “laiklik” kabul edilsin..
Şu an Anayasa’da, laiklik kavr*** duruyor..
Ama kimse, başörtülü öğrencileri, başörtülü memurları cezalandırmıyor..
İsteyen Cuma namazına gidebiliyor, isteyen gitmiyor..
İsteyen çocuğunu Kur’an kursuna yolluyor. İstemeyen yoll***yor..
Bu laiklik uygulaması mı geçerli olsun?
Yoksa, dünkü laiklik ilkesi mi?
Yani, başörtüyü yasaklayan, insanları “Dini inancın mı, yoksa memuriyetin mi” ikilemine düşüren..
Çocuğuna dini inancını öğretmekten alıkoyan laiklik mi?
İsmail Bey’in sözlerine karşı çıkanlar..
Bu başlık altında konuyu tartışmalılar..
Son iki senelik uygulaması ile..
Yasakçı laiklik ilkesinin tüm gerekçeleri boş çıktı..
Ne dindar-laikçi kavgası çıktı..
Ne inanmayanlar üzerinde bir baskı oluştu..
O halde..
Yasakçı laiklik ilkesini savunanlar..
Ya dürüstçe çıkıp, “Biz başörtünün tekrar yasaklanmasını istiyoruz” demeli ve halktan tokatı yemeliler..
Ya da..
“Bugünkü laiklik uygulaması da, bize yarar.. Bugünkü hürriyet ort***nı devam ettirin, bizim itirazımız olmaz” demeliler..
•
Olaya bir de şöyle bakalım..
Laiklik ilkesi Anayasa’da olsa ne yazar, olmasa ne yazar?
1980’de yazılı olduğu gibi..
Bugün de Anayasa’da laiklik ilkesi yazılı.
1990’da.. 2000’de.. 2008’de yazılı hali ile duruyor, Anayasa’da laiklik..
Ama uygulama..
Birbirine tam zıt!
Dolayısı ile..
Kimse “Anayasa’da laiklik olsun-olmasın” tartışmasına ölümüne katılmaya kalkışmasın.
Önemli olan uygulamadır..
   
 

Toplam Kayıt Sayısı: 690 Toplam Sayfa Sayısı: 69
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. . . . 67. 68. 69. [»] [»»] 

Ödüller  |  Fotoğraflar  |  Video  |  Konuk Defteri  |  Haberler
 Mimar Kazım Özgan Kişisel Web Sitesi   © 2007-2015 Tüm hakkı saklıdır.       E-Posta: kazimozgan@kazimozgan.com Site Tasarım & Yazılım: