Anasayfa
        Biyografi
        Özgeçmiş
        Ödüller
        Konuk Defteri
 

Kozan Belediyesi
Kozan Haber Gazetesi
Ahmet Emre Bilgili
Sivas Belediyesi
Beyoğlu Belediyesi
Turizm Gazetesi

 
 
 Aktif Ziyaretçi 1
 Bugün 212
 Toplam 2290736
 Ip 3.90.207.89
 
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Emine Gültepe
Adana
12 Şubat 2019, Salı
02:21

212.156.114.166
Kozan kararını sağlıklı verecek yürekten inanıyorum ... Hayırlı uğurlu olsun Sn Başkanım. Bu millete yapacağınız daha çok hizmet var Allah'ın izniyle,kaldığınız yerden devam!
Mail: info@ciicekmar.com  Web: www.cicekmar.com/adana-cicek-siparisi 
 
Fethiye Şahin
Adana
07 Şubat 2019, Perşembe
09:47

176.90.11.177
İyi ki geldiniz Kazım Özgan! Senelerce Kozanımıza emek vermiş, Kozan’ı Kozan yapmış, bu zamana kadar başkanlığı süresince doğaya, halka, belediyeye önem vermiş ve dürüstçe bulunduğu konumu yürütmüş başkanımız iyiki geldiniz. Gençler adına ve bir peyzaj mimarı olarak yorumlamam gerekirse.. Kozanda başkanlık yaptığınız süreçlerde kozana özgür ruhu getirdiğinizi hep gördüm. Peyzaj üzerinde her ne kadar değerini bilmeyen insanlar olsa da, kozana yaptığınız yenilikler takdir edilecek derecede. Kalemizi yaşanabilir hale getirdiniz. Parklardaki pis olayları yok edip oturulabilir hale getirdiniz. Eski yapılarımızı restore edip tarihimizi yeniden yaşattınız. Ve daha sayamadığım birçok yeniliği şehrimize getirdiniz. Sizsiz geçen bir dönem de taş üzerine taş bile koyulmadan onca borçla bırakılan bir Kozan ile karşı karşıya kaldık. Kozanda delik deşik olmayan bir yol bile kalmadı. Parklar yine pislik insanların yuvası haline geldi. Akşamları sizin yönetiminiz de kızlarımızın bile özgürce gezebildiği kozanda, yürünmez bir hal aldı sizin olmadığınız bir dönem ile... Kozanı bitiren, Kozanı sadece kendi çıkarları için kullanan ve saltanat sanıp kendi uşaklarına Kozanı parça parça sunan yönetim yerine siz kozana bir umut olarak doğdunuz. Allah yolunuzu açık etsin başkanım. Umuyorum bu seçim bir zafer olarak dönecek bizlere. Sizin sonuna kadar yanınızdayız. SON ÇARE ve TEK ÇARE KAZIM ÖZGAN ! 👏🏻
Mail: Sahinfethiye22@gmail.com   
 
Beka mı? Belediyemi? Cevap: BELEDİYE
Adana
04 Şubat 2019, Pazartesi
19:17

195.175.63.66
Önce başlıkta atıf yapılan konuşmayı hatırlayalım. Geçen hafta MHP Lideri ve Cumhur İttifakı’nın ortağı Dr. Devlet Bahçeli “Beka İçin Milli Karar, Cumhur İçin İstikrar” sloganıyla MHP’nin belediye başkan adaylarını tanıttığı toplantıda şöyle demişti:

“51 ilimizdeki il genel meclislerine daha fazla girelim, daha çok yer alalım arzusundayız. Ancak önümüzdeki seçimde bizim için beka her şeyin önünde ve üstündedir. Beka yoksa belediye taş yığını, beton yıkıntısıdır. Beka yoksa yani var oluşumuz hücum ve hüsrana uğr***şsa, ne yapalım belediyeyi, nasıl yapalım siyaseti? Malum zillet korosu hep bir ağızdan soruyor, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin bekayla ne ilgisi varmış?...Hem belediye hem de beka diyor, tarihi ittifakımızı koruyoruz. İlle de bir tercih yapacak olursak on defa, bin defa, on bin defa beka diyeceğimi de herkesin bilmesini istiyorum.”

İddialı cümleler.

Ama hala bir yerel seçimle bek***z arasında nasıl bir ilişki olduğunu Cumhur İttifakı sözcüleri ikna edici argümanlarla açıklayabilmiş değil.

Şimdiye kadar verilmiş cevaplar, yeni sistem için bu seçimlerin bir referandum anl***na geldiğinden başlayıp, Münbiç’ten, Fırat’ın doğusundan dolanıyor ve sonunda da hep aynı yere varıyor: “PKK’nın uzantısı HDP” yle başlayan cümlelere...

Yani MHP ve AK Parti sözcülerine göre bu yerel seçimleri bek***z için kritik yapan HDP’nin kayyum atanmış belediyeleri yeniden kazanma ihtimali ve Batı’daki büyükşehirlerde aday çıkarmayarak Millet (orijinal metinlerde Zillet ve İllet diye geçiyor) İttifakı’na destek vermesi...

31 Mart gününe kadar bu tezi sık sık duyacağımız anlaşılıyor.

Yerel seçimlere böyle bakan siyasetçilere göre, mesela stratejik önemi olan bir sınır şehrimizin belediyesinin HDP’nin eline geçip geçmeyeceği herhalde büyük bir beka meselesi olmalı.

Böyle bir durumda MHP lideri Bahçeli’nin dediğini yapmaları yani belediye yerine bin kere beka demeleri beklenirdi.

Ama bin kere böyle demediler.

Iğdır bir serhat şehri.

2014 yerel seçimlerinde şehrin belediyesini yüzde 44 ile o günkü adıyla BDP kazandı. MHP’nin sadece 700 fark önünde. AK Parti ise Iğdır’da yüzde 11’le üçüncü parti olmuştu. Yani seçime MHP ve AK Parti birlikte girseydi, belediyeyi alabilirlerdi.

2018 Haziran seçimlerinde de bu tablo çok değişmedi. Milletvekili seçiminden HDP yüzde 45 ile birinci parti çıktı. MHP yüzde 24 ve AK Parti yüzde 19.5’la onu izledi. Cumhur İttifakı’nin toplam oyu yüzde 44.1 oldu. HDP ile baş başa bir oy.

Iğdır hali hazırda Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) elinde, gösterilen aday bu seçime HDP adına girecek.

DBP’nin kayyum atanm***ş tek il belediyesi Iğdır.

Buna gerekçe olarak ildeki etnik tansiyonu gösterenler de var, dönemin AB Bakanı’nın kayyum meselesini Avrupa’ya savunurken, “Her yere atamadık, örgütle ilişkisi olana atadık” derken Iğdır’ı örnek göstermesine yoran da var.

Halbuki DBP, hendek olaylarını başlatan özerklik açıklamalarını yapan partiydi. Amblemini bile İmralı heyetiyle buluşmalarında Öcalan çizmişti.

Yani bir beka kaygısı varsa, Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerin en çok kaygılanması gereken illerin başında gelmekteydi. Yerel seçimlere iki parti birlikte girseler, HDP’den belediyeyi almaları mümkündü.

Peki ne yaptılar? Beka mı dediler yoksa belediye mi?

Cevap başlıktaki gibi oldu; Belediye.

Iğdır’da MHP ve AK Parti seçimlere ittifakla değil, ayrı adaylarla giriyor. Çünkü MHP, son yerel seçimde 700 farkla kaybettiği ilde kendini güçlü hissediyor. AK Parti ise Iğdır siyasetinin ağır topu, altı parti dolaştıktan sonra MHP’den AK Parti’ye gelmiş adayı Adil Aşırım’a ve son Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP’ye yakın oy almış olmasına güveniyor. Yani iki parti de seçimlere beka değil, siyasi hesaplarla hazırlanıyor. Anketlere göre üç adaylı seçimin favorisi ise HDP.

Iğdır, geçen hafta İyi Parti lideri Akşener’in “Mesele bekaysa Iğdır’da birleşin, biz de size destek verelim” çıkışıyla gündeme geldi.

Ama “belediye mi”, “beka mı” sorusuna “belediye” diye cevap verilen tek yer Iğdır da değil.

Komşu il, yine bir serhat, sınır şehri olan Ağrı.

Ağrı’da 2014 seçimlerinde başkanlığı yüzde 51 ile BDP adayı Sırrı Sakık kazanmıştı. Özerklik ilanı, hendek olayı olmamasına rağmen 2017’de Sakık görevden alındı ve yerine Vali kayyum olarak atandı.

2018 Haziran seçimlerinde sandıktan yüzde 63.6 oranında HDP çıktı. Onu yüzde 28 ile AK Parti, yüzde 2.3 ile MHP izledi.

AK Parti, Ağrı’da seçime popüler bir isimle giriyor: Savcı Sayan. Canlı bir kampanya yapıyor, anketlerde HDP ile başa baş görünüyor. Sonucu belki bir kaç yüz oy belirleyecek. Ama kayyum tarafından yönetilen bu sınır şehrinde de MHP “beka” değil, “belediye” dedi ve kendi adaylarıyla yarışa girdi.

Sadece il merkezinde değil, Diyadin, Doğubeyazıt, Tutak gibi kayyum atanmış, HDP’nin yerel seçimin yine favorisi olduğu Ağrı’nın ilçelerinde de AK Parti ve MHP ayrı adaylar gösterdiler. Buralarda fark büyük. Ama örneğin şu anda AK Partili bir belediyesi olan Patnos’da 2018 genel seçim sonuçlarına göre HDP önde ve yarış HDP ile AK Parti arasında geçecek. Ama Patnos’un bu “beka meselesi” bile MHP’nin burada ayrı bir aday göstermesini engellememiş.

Aynı durumda olan yani AK Partili belediyelerin yönettiği ama son Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları ve Diyarbakır merkezli araştırma şirketi Rawest’in yerel seçim anketlerine göre HDP’nin önde göründüğü Bitlis’in Tatvan, Batman’ın Kozluk, Siirt’in Kurtalan ve Kars’ın Kağızman ilçelerinde de seçimlere MHP ayrı adaylarla giriyor.

2014 yerel seçimlerinde BDP’nin sadece 750 oy farkla AK Parti’den belediyeyi aldığı, yine bugün kayyumla yönetilen Bitlis’te de durum benzer.

2018 Haziran seçimlerine göre AK Parti 49.4, HDP 33.9 oy aldı. MHP’nin oyu ise yüzde 4. 2014 yerel seçimlerinde sonucu Hüda-Par’ın aday göstermesi belirlemişti. 31 Mart seçimlerinde de Saadet’in adayı benzer bir rol oynayacak. Yine Rawest’in anketlerine göre Bitlis’te AK Parti-HDP arasında 2-3 puanlık fark var. Yani şehirde sonucu MHP belirleyebilir. Ama Bitlis’te de MHP bunu “beka meselesi” olarak görmedi ve kendi adayını gösterdi. Yine kayyumlarla yönetilen Güroymak, Mutki, Hizan ilçelerinde de.

Yine kıran kırana bir seçim yarışının geçeceği Muş’ta da Cumhur İttifakı yok. 2014 seçimlerinde yüzde 48’e yüzde 40’la AK Parti’nin BDP’nin önünde yine az farkla belediyeyi aldığı şehirde 2018 Haziran seçimlerinde tablo değişti. Artık HDP yüzde 55.6, AK Parti yüzde 32. HDP’nin 31 Mart seçimlerindeki iddialı adayı Sırrı Sakık. Fakat MHP de iddialı bir adayla seçime giriyor. 1999’da Muş’ta MHP adayı olarak seçimi kazanmış eski başkanla. Yani halen AK Parti’nin elinde olan Muş Belediyesi, AK Parti, MHP, HDP arasında bir seçim yarışına sahne olacak. Çünkü partiler Muş’ta da “beka” değil, “belediye”yi istiyor.

Milliyetçi bir parti olarak MHP’nin hassas olması beklenen Türklerin Anadolu’ya girdiği Malazgirt’te, Anadolu’da Türklerin en eski yerleşim yeri olan Ahlat’ta da Cumhur İttifakı yok. Özellikle yine Akşener’in “birleşin, destekleyelim” dediği Ahlat’ta, AK Parti 2014 seçimlerinde belediyeyi BDP’nin sadece 300 oy önünde kazanmıştı. İlçede 2018 seçimlerinde HDP yüzde 49’la birinci oldu. AK Parti yüzde 35, MHP yüzde 8 oy aldı. Belediye seçimin olacağı ilçe merkezinde AK Parti daha güçlü. Seçim başa baş geçecek. Ama Cumhurbaşkanlığı Kışlık Sarayı yapılması planlanan Ahlat gibi milliyetçiler için sembolik bir ilçede de partiler “beka” değil, “belediye” diyorlar.

Örnekler çoğaltılabilir. AK Parti ve MHP, halen kayyumlarla yönetilen 81 il, ilçe ve beldenin 27’sinde seçimlere ittifakla değil, kendi adaylarıyla giriyor.

Bu ilçeler arasında hendek olaylarının yaşandığı Şemdinli, Yüksekova, Cizre, Uludere, Silopi, Beytüşşebap gibi merkezler de var.

Diyarbakır, Mardin, Urfa, Van gibi büyükşehirler ve ilçelerinde ise iki parti ittifakla seçimlere girecek.

İki partinin adı duyulm***ş sosyalist partilerden az oy aldığı Tunceli’de de ittifak yok. Yine sınır şehri Kars’ta AK Parti ve MHP seçime ayrı ayrı giriyor. Sandıktan bek***zı tehdit ettikleri” söylenen HDP de Millet İttifakı da çıkabilir.

Yani Bahçeli’nin söylediği gibi AK Parti ve MHP, “belediye mi beka mı” sorusuna bin kere olmasa da pek çok kez “belediye” diye cevap vermiş.

Seçimlere nerelerde ittifakla, nerelerde kendi adaylarıyla gireceklerine de beka hesabıyla değil, makul siyasi hesaplarla karar vermişler.

Belediyeleri kazanmak, oylarını artırmak, il genel Meclis’lerinde oy alabilmek, yerel dengeleri korumak gibi partiler için gayet doğal olan kaygıları gözetmişler.

Sorun zaten bu kaygıları gözetmelerinde değil, tablo ve tercihler başka türlüyken bir yerel seçimi beka seçimi olarak sunmakta.

Ama yine de beka mı belediye mi sorusuna bir cevap vermek gerekebilir.

Büyük yıkımlara neden olabilecek depremlere hazırlık, pek çok sorunun kökeni olan göçe karşı şehirlerin yaşanılır hale getirilmesi, toplumun fiziki ve ruhi sağlığını doğrudan ilgilendiren su, ulaşım, yeşil alan gibi meselelerin çözülmesi, kamunun sınırlı kaynaklarının akraba, dost, yandaş, yoldaşa dağıtılmadan verimli kullanılması bir ülke için elbette beka meseleleridir. Hem de afaki, hamasi değil, sahici beka meseleleri bunlar.

Bunlarla ilgili çözüm ve önerilerinizi de bin kere ve bağırarak değil, bir kere ve sakince anlatmanız yeterli...
   
 
Esra Gümüş
Diğer
17 Ocak 2019, Perşembe
03:21

46.155.236.215
Kozan kararını sağlıklı verecek yürekten inanıyorum ... Hayırlı uğurlu olsun Sn Başkanım. Bu millete yapacağınız daha çok hizmet var Allah'ın izniyle,kaldığınız yerden devam!
   
 
Kenan
Adana
04 Ocak 2019, Cuma
19:21

195.175.63.66
Hayırlı Cumalar
   
 
Küçük Adam
Diğer
30 Aralık 2018, Pazar
03:50

178.241.142.174
Merhabalar Başkanım
Memleketimizin hali ne olacak böyle
Seçsen bu belediye başkan adaylarını bulamazsın
Tam
SEÇMECE
İnsanlar hesap yapıyor kötünün iyisini arıyor vay halimize
Cumhur ittifakın Adana adayı reisimize benim duyduğum bu zamana kadar hiç iyi kelimeler kullanmadı.Reis buna nasıl tam der.Biz bunun arkasına nasıl gideceğiz gitmeyi düşünmüyoruz ZATEN...................
BİZİ ANCAK SİZ KURTARIRSINIZ BEKLİYORUZ BAŞKANIM SİZİ KOZAN HALKI SEVİYOR
   
 
Hlmi Kozan
Diğer
26 Aralık 2018, Çarşamba
07:26

95.175.104.82
YOK BÖYLE BİR ŞEY DEMEYİN...

Bundan 5 yıl önce birçok vaatle (heryıl bin kişiye iş ve dürüst yönetim üzerine birçok söz...) yönetime gelen Kozan Belediye Başkanı Musa Öztük'ün beş yılda birçok kalıcı hizmet yapmış.
Büyükşehirin yaptırdığı yağmur suyu şebekesi mi?
Parklar deniliyor. Atatürk Parkı mı yoksa…
son olarak devletin yaptığı doğalgazı getirdik diyor. yerse kozan halkı

NE GÜNLERE KALDIN BE KOZAN
halbuki kalıcı eser olarak 17 trilyon borçla devralınan belediyeyi 100 trilyon borca çıkarması
sıfır borçla alınan belediye şirketinin 40 trilyon borcu olması.
her aileden en az 4 kişinin çalıştığı bir belediye
yiyenlerin krallığına diyecek yok.
faturaların havada uçuştuğu dilden dile dolaşıyor.
bankamatikciler ise saymakla bitmiyor.
İşçiler hısım akrabanın işini yapmaktan belediye işini yapmaya fırsat bulamadığı bir belediye
İşe gelmeden aylık alanlar
Vatandaşa belediyede dayak atmalar
meclis üyelerini dövmeler.
korkudan belediyeye gelemeyen vatandaşlar
daha neler neler
saymakla bitmez...

Nerde yetimin Hakkı
VAH KOZAN
AĞLANACAK HALİMİZE GÜLÜYORUZ

   
 
Veli Kayacan
Diğer
26 Aralık 2018, Çarşamba
07:24

78.190.73.64
Başkanım Hoşgeldiniz...
   
 
Ahmet Öztürk
Diğer
26 Aralık 2018, Çarşamba
07:22

159.122.148.30
Başkanım Özledik Sizi
   
 
Müslüm Baba
Diğer
10 Aralık 2018, Pazartesi
03:41

78.190.73.254
Müslüm Baba” filmini dört haftada beş milyona yakın kişi seyretmiş. Bunun bir rekor olduğu söyleniyor. Değerli sanatçı 2013 yılında öldüğünde politikacıların niçin o kadar ilgi gösterdiklerini, yani Müslümcülerin niçin ihmal edilemeyecek, görmezden gelinemeyecek bir kitle teşkil ettiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Bu gerçeği fark eden akademisyenler tarafından Müslüm Baba’nın etki alanı ve Müslümcülük konusunda doktora tezleri bile yazılmış.

Halfeti’nin bir köyünde, 1953 yılında dünyaya gelen, çocukluğunu ve ilk gençliğini Tek Parti iktidarının tarihe gömüldüğü, ümitlerin yeşermeye başladığı yıllarda yaşayan Müslüm Baba, kim ne derse dersin, yakın tarih gözden geçirilirken asla ihmal edilmemesi gereken bir fenomendir.

***

1940’larda Milli Şef yönetiminin ağır siyasî ve kültürel baskısı altında yaşadığı yetmiyormuş gibi, bir de harp şartlarında büyük bir hızla yoksullaşan kitleler, zincirlerinden Demokrat Parti’nin gerçekleştirdiği demokratik halk ihtilâli sayesinde kurtuldu. Özellikle sanayileşme hamleleriyle birlikte şehirlere akmaya başlayan köyler, kimsenin boyutlarını ve sonuçlarını kestiremediği büyük bir sosyal hareketliliğe yol açmıştı.

Bu insanlar şehre hemen sokulamadılar; kimliklerini, beraberlerinde getirdikleri kültürü ve ahlâkı koruyabilmek için şehrin varoşlarında kendi kabuklarına çekilmekten başka çareleri yoktu. Bir gecede çattıkları gecekondulara yerleşip bir çekirdek oluşturduktan sonra, akrabalarını, komşularını vb. çağırıp kendi köylerinin yahut mahallelerinin bir modelini varoşlarda kurarak amansız bir yaşama savaşı vermeye başladılar. Bu mahallelerde yavaş yavaş yeni bir kültür ve estetik şekillenmeye başladı. Mimarisinden müziğine, mutfağından mobilyasına, dilinden ahlâkına kadar, kırsal kültürden de şehir kültüründen de farklı, arada bir yerde duran ve başlangıçta asla meydan okumayan bir kültürdü bu.

Büyük şehirlerin yeni sakinleri, bu kültürü kendilerine yukarıdan bakanlara önce müzikleriyle duyurdular. Bu müzik, ne devletin bütün imkânlarıyla benimsetmeye çalıştığı müziğe ne halk müziğine ne de Klasik Türk Müziği’ne benziyordu. Ne var ki hepsinden biraz almış, ayrıca “arabesk” motiflerle bezenmişti. Seçkinler gecekondu mahallelerinde, yoksulluk ve terk edilmişlik psikolojisiyle yoğrulmuş bu kültürü ve müziği “Arabesk” diye adlandırdılar.

***

Sanayileşme hareketleriyle birlikte başlayan iç göçün büyük problemler yaratması kaçınılmazdı. Şehrin göbeğinde fabrika bacaları yükseltince ilerleyeceğimizi zanneden bürokratların, çoksesli müzik dinleyen, tiyatro, opera ve bale seyredenlerin sayısında artış sağlanırsa Batılılaşacağımıza inanan aydınların farkına varamadıkları hızlı ve sancılı değişme, bu değişmeyi kanında, iliğinde hisseden kitleleri eziyor, hayattan bezdiriyordu. Nitekim minibüslerden, dolmuşlardan, evlerden yükselerek Türk ve Batı müziklerinin hassaslaştırdığı kulakları tırmalayan bu yaban seste hep şikâyet vardı; bu insanlar Orhan Gencebay’ın dilinden “Bir teselli ver”, “Tanrım beni baştan yarat”, “Batsın bu dünya” diyorlardı.

Şehirlerin yeni sakinleri kabuklarını kırmakta pek fazla gecikmediler. Esasen “arabesk” kültür ve estetiğin yayılma istidadını sezen ve bunu tatlı kâra dönüştürmek için kolları sıvayan çevreler, iletişim teknolojisinin imkânlarını kullanarak bu alt kültürü kısa zamanda popüler kültürün herhangi bir unsuru, hatta popüler kültürün kendisi haline getirmeyi başardılar. Başlangıçta “protest” nitelik taşıyan arabesk, özellikle 80’lerde müzik endüstrisinin çarklarında kitlelere mal oldu.

Popülerleşen arabeskin ilk büyük yıldızı, ilk idol’ü Orhan Gencebay’dı. Fakat onun sesinde henüz meydan okuma yoktu; magazin basınının çok sevdiği tabirle, o “efendi” bir sanatçıydı. Meydan okumaktan çok, efendice şikâyetleri, saldırılar karşısında yine efendice ve beklenmedik ölçüde akıllıca bir savunma stratejisi vardı.

***

Büyük şehirlerdeki nüfus, şehirli orta sınıfın aleyhine değişmeye başlayınca “efendi sanatçı” tipi de değişmeye başladı. Efendilik kültürüne aykırı bir idol olan ve sahnede saçının başını yolup bağrını açarak, yerlere yatıp ağlayarak şarkı söyleyen, itiraz eden Ferdi Tayfur, arabeskin ikinci dönemini, yani varoşlardaki çerden çöpden evlerin üçer beşer katlı apartmanlara dönüşmeye başladığı yılları temsil eder.

Arabeskin tırmanışına paralel olarak seçkinlerin alaylı bakışları önce öfkeye, daha sonra nefrete ve düşmanlığa dönüşecektir. Çünkü artık Ferdi Tayfur’la yaşadığı itiraz ve “bilinçlenme” dönemi de aşılmış, meydan okuma dönemi başl***ştır. İbrahim Tatlıses, bu dönemin en güçlü sesi, hatta sembolü olarak ele alınabilir. Müslüm Gürses de bence arabeskin dördüncü dönemini, yani kendini aştığı merhaleyi temsil ediyordu.

İbrahim Tatlıses ve Müslüm Gürses’in başarıları ve popülariteleri, en keskin arabesk düşmanlarını bile meseleye başka açılardan bakmaya zorladı. Bu müziğin temsil ettiği sosyoloji 1980’lerden itibaren aydınların ve akademyanın ilgisini çekmeye başl***ş ve bir hayli yayın yapılmıştı, hâlâ da yapılıyor. 2000’lerden sonra arabeskin öldüğü düşünülüyordu, ama “Müslüm Baba” filminin gişe başarısı bu tespitin pek doğru olmadığını gösteriyor.
   
 

Toplam Kayıt Sayısı: 714 Toplam Sayfa Sayısı: 72
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. . . . 70. 71. 72. [»] [»»] 

Ödüller  |  Fotoğraflar  |  Video  |  Konuk Defteri  |  Haberler
 Mimar Kazım Özgan Kişisel Web Sitesi   © 2007-2015 Tüm hakkı saklıdır.       E-Posta: kazimozgan@kazimozgan.com Site Tasarım & Yazılım: