Anasayfa
        Biyografi
        Özgeçmiş
        Ödüller
        Konuk Defteri
 

Kozan Belediyesi
Kozan Haber Gazetesi
Ahmet Emre Bilgili
Sivas Belediyesi
Beyoğlu Belediyesi
KOZVAK
Kozan Devlet Hastanesi
Turizm Gazetesi

 
 
 Aktif Ziyaretçi 1
 Bugün 54
 Toplam 2043144
 Ip 54.156.37.174
 
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
web tasarım
İstanbul
10 Mayıs 2017, Çarşamba
08:41

95.15.226.209
Merhaba,

Web tasarım konusunda faaliyet göstermekte olan firm***z, ihtiyaçlarınız doğrultusunda sizlere özel web sitesi hizmeti sunmaktadır.

https://www.ivesgo.com/web-tasarim/

Saygılarımızla
Mail: info@demositesi.net  Web: www.ivesgo.com/web-tasarim/ 
 
Meralciler
Samsun
24 Nisan 2017, Pazartesi
02:58

95.211.226.36
FETÖ bir şeytandır, imam değil.
Kullanacağı ad*** önce avucunun içine alır.
Sonra onlara istediğini yaptırır…
Üç bin kişilik fuhuş ordusunu boşuna kurmadı yani.
Deniz Baykal da böyle koltuğundan oldu.
Şimdi kıpırday***yor… Kılıçdaroğlu da ondan farklı değil.
Meral Akşener de öyle.
Kemal için siyaset bitti…
CHP'deki muhalifler bundan sonra ona gün göstermez.
Ama FETÖ'nün şeytanlıkları bitmiyor ki...
Memlekete yeni tuzaklar kurmak için Kemal iyi bir eleman…
O kasetle kullanışlı hale geldi.
İtiraz şansı yok.
Sözcü, Cumhuriyet ve Hürriyet gibi paçavralar da FETÖ'ye mecbur.
Çünkü kucağındalar.

***

Kemal referandum sonuçlarını kabul etmiyor.
Çünkü Gülen böyle istiyor.
Kemal toplumu kutuplaştırmakla görevli.
Bilinçli bir iş bu…
Elinde benzin bidonu Türkiye'yi yakmakla tehdit ediyor…
Plan FETÖ'nün…
Gençleri sokağa sürüp, polisle çatıştıracaklar, CIA ve BND ajanları

da o karışıklıktan istifade edip bir kaçını vuracak…
Sonra…
Sonrası malum.
FETÖ bu işlerin ustasıdır.
Gezi çadırlarını o yaktırdı.
Rus uçağını düşüren de, Roboski'de kaçakçılık yapan 35 Kürt'ü

öldüren de…
Açılım kaps***nda dağdan inen PKK'lılara Habur'da gösteri yaptıran

da oydu…
Şerefsiz iyi bilir bu işleri.

***

Gülten Kışanak ile Ekrem Dumanlı'nın buluşması, Sur'da, Cizre'de;
Mardin'de açılan hendekler ve evlerin altına kazılan tüneller de onun

işiydi…
Bu ne ki?
Adam 'Fuhuş ordusu' kurmuş… İftira değil…
3 bin kadınlı bir ordu.
'Fuhuş ordusu' kurduğunu ben demiyorum.
FETÖ'den yargılanan Çetin Acar söylüyor.
Acar, Gülen fuhuş ordusunu kendilerine karşı çıkan yargı

mensupları, siyasiler ya da milletvekillerine kumpas için kurduğunu

söyledi.
Her yere imam tayin eden FETÖ'ş oraya da bir imam tayin etmiş.
"Orospular im***." Bu kadar detaylı çalışan Gülen, referandumda

kullanılan zarflara bilerek mühür vurdurtmadı.
Mühürle başladılar.

***

15 Temmuz darbe girişimi püskürtülünce FETÖ çıldırdı.
Sinsi bir tuzakla yarım kalan darbeyi tamamlamak istiyor şimdi.
Bu yüzden Kılıçdaroğlu'na 'şiddeti körükle' diyor.
O da körüklüyor…
'Anayasa Mahkemesi'ne git' diyor.
Kemal, AİHM'e de gidecek.
CHP yetki alanına girmediği halde YSK kararlarını bile bile Anayasa

Mahkemesi'ne ***ürüyor.
Neden?
Çünkü YSK'dan sonra AYM'yi de yıpratacak.
Ve "Yargı kurumları iktidara çalışıyor" algısı yaratacak.
Şu ana kadar sokak provokasyonlarından istediği sonucu alamayan

FETÖ ve CHP, bu ataklarla toplumu kutuplaştıracak tahriklerin

peşinde koşuyor.
Esas niyeti bir Alevi-Sunni çatışması çıkarmak.
Bakalım bu millet oyuna gelecek mi?
   
 
Musa gibiler...
Diğer
11 Nisan 2017, Salı
05:19

159.253.145.150
Hürkuş -C nin Konya’da yeni nesil uzun menzilli tanksavar atış denemelerini seyredince aklıma onlarca tarihi hatıralar geldi . Vecihi Hürkuş ‘dan, Nuri Demirağ’a Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi uçağını yapma serüvenini bir kez daha hatırladım. İki uçuş ve ülke sevdalısının kendi uçağımızı üretmek için develerin hendeği uçarak geçmesi zorunluluğu aklıma geldi. İlk uçağa sertifika verilmediği için Vecihi beyin nasıl ceza aldığı, sertifika almak için başvurduğunda böyle bir mecranın olmadığını öğrenmesiyle uçağını tren yoluyla nasıl Çekoslavakya’ya ***ürdüğünü hatırladım.

Nuri Beyin bütün servetini nasıl uçak fabrikası ve pilot yetiştirmek için harcadığını düşündüm. O zaman kurduğu tesisin büyüklüğünün dünyanın en büyük havalimanı olan Amsterdam havalimanından daha büyük olduğunu hatırladım. Yaptığı uçağı Türk Hava Kurumu’nun almasına imkan verilmediği gibi yurt dışından sipariş almasına rağmen satışına nasıl engel olunduğunu acı ile okudum. O kurulan tesislerin nasıl Atatürk Havalimanı’na dönüştürüldüğünü fark ettim.

Evet bir uçak uçtu ve milli sanayi ürünü olan füze denemelerini yaptı. Hava kuvvetlerinin saflarına yakın hava desteği uçağı olarak katılacak ve terörle mücadelede ön safta kullanılacak . Bir uçak uçtu ama bütün acı hatıraların üzerindeki tozları da kaldırdı. Milli sanayinin gelişiminin nasıl engellendiğini bize bir kez daha gösterdi.

***

Bazı aklı evvel arkadaşlar yine en iyi yaptıkları şeyi yapıyor, proje için burun kıvırıyor, “Millet uzaya çıktı” diyorlar. Yine elma ile armutu kıyaslayıp moral motivasyonu aşağıya çekmeye çalışıyorlar.

Terörle mücadele de bu tip uçakların kullanıldıklarını bilmelerine rağmen “biz neden bu üretimi yaptık” diyebiliyorlar. ABD, DAEŞ’le mücadele kaps***nda kullandığı uçakların maliyetini düşürmek için daha eski uçaklarını kullanıyor. Kimse onlar yaparken niye bu tercihi yapıyorsunuz demiyor. Yabancı hayranı eleştirmen ekip onlar yapınca bir şey demedikleri için, isterseniz biraz da yabancıların da uyguladığı teknik bilgiler üzerinden olayı anlatalım.

Terörle mücadele kaps***nda kullanılan uçaklar yalnızca yer hedeflerini saldırı düzenlerler. Bu nedenle de sofistike uçaklara aslında pek gerek duyulmaz. Bu uçakların saatlik uçuş maliyeti neredeyse kullandıkları füze kadardır. Bazen küçük bir hedef için bile orantısız bir silah sistemi kullanılmak zorunda kalınır.

Özetle gelişmiş uçaklarda kullanılan silah sistemleri de daha gelişmiş olduğundan bunların kullanım maliyeti de yüksektir. Bu nedenle de daha az maliyeti olan uçaklar tercih edilir.

***

Hürkuş -C yurt içi terörle mücadele için ideal uçak modelidir. Ayrıca bu uçaklar yüksek irtifadan füze ateşleyebildikleri için omuzdan atılan füze menzili dışında da kalabiliyor.

Daha fazla kafanızı karıştırmadan söyleyeceğim son söz Nuri Beyin sözü olsun: “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.”

Bu uçuş anlayan ve görmek isteyen için çok şey ifade ediyor . Bu uçuş ihanetleri, mücadeleleri ve azmi bize bir kez daha hatırlatıyor.
   
 
Ersin Ramoğlu
Diğer
05 Nisan 2017, Çarşamba
03:57

95.211.226.36
Son darbenin tarihi bellidir…
"Hadi be!" "Yapma be!" deyip aptala yatmayın sakın.
'Bi şey olmaz' masalına da aldanmayın.
Aha buraya yazıyorum.
'Darbe' o akşam başlayacak.
Kaç gün sürecek bilmem.
Ama 15 Temmuz'dan daha kanlı olacağı kesin…
15 Temmuz'u saniye saniye yaşadım.
Hem de iliklerime kadar.
Her şeye hazırdım o gece…
O akşam köprüye koşanlar ne demek istediğimi anlar.
Rakı kadehiyle darbeyi kutlayanlar, Darbeci generallerle sabahlara kadar sohbet edenler neler yaşandığını bilmez.
Onlar, o saatlerde heyecanla Erdoğan'ın ölüm haberini bekliyordu çünkü.

***

Yeni darbenin işaretlerinden biri de FETÖ'cülerin salıverilmesidir.
Kötü şeylerin habercisidir bu.
Tamtamlar çalıyor.
İç savaşın habercisi olan...
Darbe gecesi vali ve kaymakamları gözaltına alma talimatını veren Akdeniz Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan'ın yakın dostu FETÖ'cü işad*** Mekin Merter Salt da tahliye edildi.
Fetullah Gülen'in yakın ad*** Şaban Üçgül de…
Diğer işadamları gibi Üçgül'ün dosyasında eksikler olduğunu biliyorum…
Yeni delillerin toplandığını da.
Sahi Tuğamiral Nejat Atilla'nın kankisi Mekin Merter Salt niye bırakıldı?
FETÖ soruşturmalarını çökertmek için olmasın.

***

FETÖ'nün medya ayağı da tahliye edildi.
Bandırma'dan, Burdur'dan, Osmaniye'den tahliye haberleri geldi.
Gerisi de gelir elbet.
Reis'e ip sallayan Gökçe Fırat Çulhaoğlu tahliye oldu mesela.
FETÖ'nün has uşağı Atilla Taş da…
Gökçe'nin kankası FETÖ'cü Aytekin Gezici'yi de bırakın bari.
Sahi niye çıktı bu adamlar?
Yazdıkları ve attıkları tweetler ortada.
Yaptıkları da...
Darbe gecesi görev mi alacaklar yoksa?
FETÖ'nün kasası Halil Kadı hâlâ kaçak.
Adil Öksüz gibi saklanıyor.
Ama İstanbul'da.
Son darbeyi bekliyor.
O gece bir başka bastıracaklar…
Ve o akşam yıkılacak Türkiye…
Darbe karşıtı kim varsa infaz edecekler.
"Hayır" oyları, "Evet" oylarını geride bıraktı mı iş tamamdır yani.
Türkiye böyle işgal edilecek.
Hem de sandık yoluyla.
Bu darbeyi tankların önüne çıkarak değil, sandıkları 'evet' oyu ile doldurarak durdurabiliriz ancak.

***

Darbenin tarihi belli!
16 Nisan 2017 Pazar akş***.
Günlerdir yalan ve iftira bombardımanı altında millet.
Böyle başladılar işe.
Silahlarla yıkamadıkları milletin iktidarını, sandık darbesiyle yıkmanın peşindeler bu kez.
Bu sıradan bir darbe değil.
Çok kanlı olacağı kesin.
Batı'sı, ABD'si birlik oldu.
Yetmedi PKK gibi, FETÖ gibi terör örgütleri de onlara katıldı.
'16 Nisan'da sadece anayasa değişikliğini oylayacağız" diyor Kemal Kılıçdaroğlu.
İşi hafife alıyor ki uyanmayalım.
Hayır oylarının mevcut düzene bir etki yapmayacağını söylüyorlar.
Yalan konuşuyorlar.
Çünkü iş derin ve tehlikeli.
Daha önce çok yazdım.
Avrupa ayakta…
Amerika da…
El ele vermişler üstelik.
Türkçe manşetlerle çıkıyorlar:
"Halk oylamasında hayır deyin" diye.
Neden?
Bizi sevdiklerinden mi?
Değil elbet.
Göreceksiniz sandıktan hayır çıksın, memleketi nasıl yakıp yıkacaklar?
"Diktatör kaybetti" naraları altında Türkiye'yi işgal edecekler.
Darbeye 14 gün kaldı…
Ya evet verip püskürtülecek ya da kan gövdeyi ***ürecek.
Bu siyah beyaz kadar kesin.
   
 
Burs vereceklerdi
Adana
27 Mart 2017, Pazartesi
03:06

159.253.145.150
KILIÇDAROĞLU'nun 1999 tarihinde Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünden emekli olduğunu biliyoruz.(CHP internet sitesi) Her
ne kadar Müsteşar Yardımcılığı yapmışsa da Genel Müdürler ile Müsteşar Yardımcılarının emeklilik açısından statüleri eşittir. Yani
KILIÇDAROĞLU 1999 tarihinde memur meklisidir.

Şu an KILIÇDAROĞLU memur emeklisi değildir. Çünkü, KILIÇDAROĞLU 5434 sayılı Kanunun kendisine verdiği bir haktan yararlanarak 22. dönem milletvekili seçildikten sonra tekrar
Milletvekilliğinden emekli olmuştur. Yani KILIÇDAROĞLU şu an emekli sandığı emeklisidir. Şuan Genel Müdür emekli maaşı değil Milletvekili emekli maaşı almaktadır. Genel Müdür emekli maaşı ile Milletvekili emekli maaşı arasında ciddi bir fark vardır.
25 yıllık bir memur Genel Müdürlükten emekli olursa 5.811 TL emekli maaşı alabilmektedir. Aynı kişi Milletvekilliğinden emekli olursa 9.594
TL emekli maaşı almaktadır.
Emekli maaşı kesilmediği için KILIÇDAROĞLU'nun devletten aldığı toplam maaş tutarı ise aylık olarak; Milletvekili maaşı 16.811,52 + Emekli maaşı 9.594 = 26.405,52 TL'dir.

Halkçılık bu mu?
   
 
Yok ya
Diğer
26 Mart 2017, Pazar
23:22

159.253.145.150
16 Nisan'ı ABD ve Almanya Erdoğan'ı tasfiye tarihi olarak düşünüyor.
Tezgâhı bunun üzerine kurdular.
Adamlar bu yüzden demokratlıklarını bile yitirdi.
Basın özgürlüğünü de rafa kaldırdılar.
Avrupa Parlamentosu'nun 'Daily Sabah'a koyduğu yasak çarpıcı bir örnektir.
THY'ye getirilen tablet yasağı da.
Bu kadar mı?
Değil elbet…
Hollywood sineması subliminal mesajla Reis'i hedef aldı.
'Spectral' filminde Erdoğan'ı 'düşman' karakteri olarak zihinlere kazımaya çalışıyor puştlar.
Amerikalı neo-con yazar Michael Rubin, Erdoğan'ı açıkça tehdit ediyor.
Her koldan saldırıyorlar…
Cumhurbaşkanımız aslanlar gibi direniyor…
Hitler tohumu Nazilere aman vermiyor…

***

İçte ise iğrenç bir kampanya sürüyor.
Diyorlar ki PKK 'hayır'cı değil 'evet'çi.
Yok yok FETÖ de 'evet'çi.
Yiyeyim o yalanı hele de inananı.
Ulan PKK'lı Murat Karayılan "Evet çıkarsa biteriz" demedi mi?
Cemil Bayık, Mustafa Karasu, Bese Hozat, Duran Kalkan, Nuriye Keşpir ve Ali Haydar Kaytan, 'hayır' için poposunu yırtıyor!..
Niye?
Bu durumda PKK nasıl 'evet'çi oluyor?
Ufak atın oğlum, ufak!
PKK mı kaldı hem?
Yüzlercesi operasyonlarda terki diyar etti.
Örgütün en baba adamları bile gitti.
Kandil Reis'e kıyak çekiyor ha!..
Gel de küfretme şimdi.
Hadi oradan be!
Hadi oradan alcaklar.
Aksine Kandil'den 'hayır'cılara her gün destek mesajı yağıyor…
Kimi kandırıyorsunuz?
Cemil Bayık, 'Hayır' oyu vermeleri için Kürtleri tehdit ediyor.
Bölücü örgüt, Doğu ve Güneydoğu'daki seçmen üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.
Bu mudur evet'e destek?

***

Kemal Kılıçdaroğlu ile yandaş gazeteciler 15 Temmuz'u ağzına hiç almıyor…
Neden?
O gün Türkiye yandı, yıkıldı ve 249 insanımız da şehit oldu.
Her şeye maydanoz olan Uğur Dündar, Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdil (Yamuk Yılmaz) o kara geceyle ilgili tek kelime etmez.
Neden?
Öldürülenler Yunan vatandaşı mıydı?
Niye ölmüşlerdi sahi?
FETÖ Yunan Meclisini mi bombaladı?
Neden dillendirilmiyor 15 Temmuz?
Çünkü o şehitler ve gaziler Reis'çiydi.
Rum olsa inanın methiye dizerlerdi.
"Evet çıkarsa Irak'a döneriz" diyen Kılıçdaroğlu millete korku salarak oy istiyor.
Niye böyle yapıyor?
Ben size söyleyeyim mi?
Kılıçdaroğlu sıkıntılı.
Yeni anayasa ile siyasi mevta olacağını anladı.
İki, ABD'nin Erdoğan'ı yok etme planına da destek olmak istiyor.
Saçmalaması bundan.
Memleketini seven biri hiç Erdoğan'ın Avrupa'ya yönelik sözlerine 'El Kaide'den sorumlu' der mi?
Cumhurbaşkanını satar mı yani?

***

Kılıçdaroğlu üfürüyor, üfürüyor…
Çünkü yeni anayasa kabul edilirse, bu haliyle siyaset yapamayacak.
Artık yedi seçim kaybedip, kurultay kazanarak genel başkan da olamaz.
Çünkü Cumhurbaşkanlığı yarışına katılan genel başkanlar kaybettiklerinde yasamadan ve yürütmeden de dışlanacaklar.
Yalanlarının esas sebebi budur işte.
Kısacası 16 Nisan'da sandıktan çıkacak 'evet'ler Kılıçdaroğlu'nu tarih yapacak.
Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanının bir sabah kalkıp muhtarlıklarla kıdem tazminatını kaldıracağı ve Meclis'i de feshedeceği yalanı bu yüzden uydurdu.
Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i feshetme yetkisi asıl mevcut anayasada var.
Yeni sistemde böyle bir yetkisi yok…
Adam açıkça yalan söylüyor…
Batı ve ABD 16 Nisan'ı Erdoğan'ı tasfiye tarihi olarak belirlemiş ama;
16 Nisan'da sandıktan çıkacak 'evet'ler asıl Kılıçdaroğlu'nu tasfiye edecek.
   
 
Neden Hayır
Antalya
26 Mart 2017, Pazar
23:21

206.190.158.78
Anayasaya hayır demeye hazırlananlara soruyorum:
Bu değişikliğe hayır demek, Kenan'ın anayasasına evet demektir. O anlama gelir.
O anayasayı hiçbir "seçilmiş" hazırlamadı, tövbe, hepsi "diktatörün seçtiği" adamlardı...
Niçin sizi rahatsız etmiyor?
Yani, şimdi değişikliğe hayır demekle, "adı konulm***ş bir yarı-başkanlık sistemi" istiyorsunuz!
Adını koymak hoşunuza gitmiyor.
Neden?
Bugün kullandığı yetkilerin hiçbirini Tayyip Erdoğan icat etmedi, gökten zembille de inmediler, hepsi Kenan Evren ya da "ondan sonra gelecek başka bir bürokrat" için ayarlanmıştı.
Asker ya da sivil ama bürokrat.
Kıyamet de, bürokratın yerine "halk ad***" gelince koptu.
Abdullah Gül yüksek yargıç ya da emekli paşa değil, Kayserili bir tornacının oğluydu.
Madem cumhurbaşkanının "çok yetkili" olmasına karşıydınız, 1982'de niçin evet oyu verdiniz?
"O zaman biz daha doğm***ştık ağabey" ya da "çok küçüktük" ayağına yatmayın, ben size "cephe" olarak soruyorum.
Adayınız Ekmeleddin İhsanoğlu başkan seçilseydi de o yetkileri kullansaydı, ağzınızı açacak mıydınız?
Bir "CHP'li başkan" çıkacağına en ufak bir umudunuz olsa, diyelim 2019'da, ya da 2029'da, ya da 2039'da, yeni sisteme gene de itiraz edecek miydiniz?
Peki, 1961'de niçin evet oyu verdiniz?
Doğm***ş olanlara değil, cepheye soruyorum.
Halk sizden yeni bir anayasa mı istemişti?
CHP ve onun basını istemişti.
Atatürk'ü madem bu kadar çok seviyordunuz, Atatürk'ün anayasasının çöpe atılmasını niçin onayladınız?
Atatürk senato mu kurmuştu?
Atatürk Anayasa Mahkemesi mi kurmuştu?
Atatürk'ün zamanında "hayat boyu doğal parlamenterlik" mi vardı?
Sadece CHP, "halkın temsilcilerini frenleyecek ve bürokrasi sultasının sürmesini garanti altına alacak" yeni bir düzenleme istiyordu...
"Çanakkale şehitleri edebiyatı" o zaman niçin aklınıza gelmedi?
Peki... Madem 1961 Anayasası çok ilerici, "sola açık" bir anayasaydı, onu çok seviyordunuz, 1971 darbecileri onun sağını solunu budadıkları, bir anlamda kendi anayasalarını kendileri çiğnedikleri zaman niçin sesiniz çıkmadı?
O zaman hiç görmedik "cumhuriyet mitingleri", Nutuk dağıtmalar falan...
Bakınız bugün Kılıçdaroğlu hiç utanmadan ve sıkılmadan "başkanı gene meclisin seçeceği eski düzene" dönülmesini istiyor.
Halkın bu zokayı yutacağını mı sanıyorsunuz?
Onu bunu bırakın, 17 Nisan sabahından başlayarak, şoku atlattıktan sonra, şu Kılıçdaroğlu'ndan kurtulmanın yollarını arayın.
Ve de sevinin: Eski sistemde iktidar size haramdır, yeni sistemde belki küçük de olsa bir umudunuz olacaktır, ileride.
Daha bunun bile farkında değilsiniz ki...
   
 
Demokrasi nöbetleri yeniden başlamalı...
Diğer
22 Mart 2017, Çarşamba
16:39

66.85.139.243
Bir önceki yazıda "İçimde korkuya dönüşüp yüreğime düşmesine izin vermediğim kötü bir his var" demiş ve gerekçemi şu sözlerle anlatmıştım.

"Sanki sessiz bir tehlike yaklaşıyormuş gibi. Sanki kötülük yeniden uyanıyormuş gibi... Sanki zaman kollayıp yeniden bir şeyler deneyeceklermiş gibi hissediyorum..."

Galiba biraz daha detaylara girmem gerekiyor.

Anlaşılan o ki içimizden birileri henüz 16 Nisan'ın Türkiye için ne kadar önemli bir viraj olduğunun farkına varabilmiş değil.

16 Nisan Türkiye'nin yönetim sisteminin tamamen değişmesi demek. Daha açık yazmak gerekirse 16 Nisan Türkiye'nin tam bağımsız olması yolunda atılacak ilk adım...

Almanya'nın fitilini ateşlediği, Hollanda'nın devam ettirdiği Türk düşmanlığının bir çırpıda bütün Avrupa'ya yayılması boşuna değil... Bu ülkelerin yanısıra, terör örgütlerinin ve dahi vesayet odaklarının hezeyanlar içinde "Hayır" kampanyaları yapması boşuna değil.

Kontrol altında tutmaya çalıştıkları Türkiye ellerinin arasından kayıp gitmek üzere... Açıkça, "Bu öyle kolay olmayacak" mesajı veriyorlar.

"Zaman kollayıp yeniden deneyecekler" dememin nedeni bu!

Onlar için zaman daralıyor. Yapabilecekleri ne varsa 16 Nisan'dan önce yapmaya çalışacaklar.

Ne yaparlar, nasıl bir yöntem denerler bilemiyorum ama, fırsatını buldukları anda harekete geçeceklerini düşünüyorum.

Önümüzde hepi topu 25 günlük bir süre var. Bu süre içinde hepimizin tetikte ve uyanık olması gerekiyor.

Nasıl mı?

Tıpkı 15 Temmuz sonrasında olduğu gibi meydanlara çıkarak.

Demokrasi nöbetlerini yeniden başlatarak!

Parti içinde sözümün ne kadar saygınlığı var bilemiyorum ancak, bu yöntemin işe yarayacağı konusunda iddialıyım.

Millet zaten 15 Temmuz'dan bu yana sabahın üçünden, dördünden önce uyuy***yor. Herhangi bir şehirde maytap patlaması dahi sosyal medyada milyonları harekete geçirmeye yetiyor.

Bu insanları meydan nöbetlerine çekmek, aklından fenalık geçirenlere korku, endişe içinde bekleyenlere güven verecek.

Büyük bir rehavet yaşayan teşkilat ve belediyeler bu sayede harekete geçmek zorunda kalacak.

Üstelik bu meydanlar "Evet" kampanyası için de büyük bir artı sağlayacak. Bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler ve akademisyenler halkla sohbet imkanı bulacak.

Hayır kampanyasını yürüten bazı isimlerin köpürttüğü yalanlar buradaki sohbet ve mitinglerde tek tek çürütülebilecek.

"Türkiye 16 nisan referandumuna gece gündüz devam eden bir karnaval havasında gidiyor" algısı Avrupa ve onların maşası terör örgütleri için de muhteşem bir kapak olacak!

Ne dersiniz, fena mı olur?
   
 
Tek adamsa tek adam!
Adana
11 Mart 2017, Cumartesi
06:46

95.211.211.182
27 Mart 1994 yerel seçimlerinde bir adam çıktı ortaya. "Benim adım Recep Tayyip Erdoğan. Bana oy verirseniz, İstanbul'u kısa sürede yaşanabilir bir dünya şehrine dönüştüreceğim" diye söz verdi.

İstanbullu ona güvendi, yüzde 25,19 oy oranı ile "Başkan" seçti.

Genç nesil o günlerin İstanbul'unu çok iyi bilmez. İnsanlar hava kirliliğinden dolayı nefes alamadığı için sokaklarda gaz maskeleriyle dolaşırdı.

Bırakın sokakları, caddelerde biriken çöpler bile haftada bir toplanırdı. O çöplerin üzerinden atlamadan işe gitmek mümkün değildi. O günün gazeteleri, "Kaldırın şu pisliği" diyerek yerel yöneticilere ateş püskürürdü.

Tarihler 1993 yılının 28 Nisan'ını gösterdiği gün, İstanbul yerküre üzerinde eşine, benzerine rastlanm***ş bir facia yaşadı. Koca şehrin orta yerindeki Hekimbaşı Çöplüğü volkanik bir dağ gibi patladı.

Öyle bir patlama ki İstanbul ve çevre illerin tam***nda hissedildi. Yüzlerce ev, gökten ölüm gibi yağan çöplerin altında kaldı, 27 kişi hayatını kaybetti. Kaybolan diğer 12 kişinin cesetleri bugün dahi bulunabilmiş değil!

Suları akmazdı mega kentin...

Haftada belki bir gün, bir iki saat, o kadar! Abartısız söylüyorum, insanlar sokaklarda kokarca gibi dolaşırdı. Şehrin belli noktalarındaki kuyu çeşmelerinde kıyamet gibi kuyruk olurdu. Sıra kavgası yüzünden cinayetler işlenirdi.

İstanbul'un içme suyu temin etmekle görevli kurumu İSKİ'nin Genel Müdürü Ergun Göknel ise o sıralar bu sorunları çözmek yerine uçkur derdine düşmüştü.

Sevgilisiyle evlenebilmek için nikahlı eşine o günün parasıyla 1 milyon dolar tazminat vermeyi kabul eden Göknel bu parayı belediyenin kasasından ödemiş, ama eşinin kıskançlığı sonucu yakayı ele vermişti.

Haliç denilen bölgeden geçerken kusmamak elde değildi. İstanbul'un merkezindeki bir bataklıktı Haliç... Kokusuna tahammül edemeyen bölge halkı, çareyi başka semtlere taşınmakta bulurdu.

Doğalgaz yoktu.

Daha doğrusu vardı da Türkiye'nin getirecek imkanları yoktu. Rezidansların salonlarında dahi soba bacaları vardı. Göğe uzanan binaların bacalarından dahi katran karası dumanlar yükselirdi.

Uzatmayayım...

Recep Tayyip Erdoğan böyle bir şehrin "Başkan"ı oldu. Sadece 5 yıl görevde kalabildi!

"Tek adam" olarak!

O 5 yılın sonunda sokak ve caddelerdeki çöp dağları yok oldu. Hekimbaşı'nda 27 kişiye mezar olan çöp dağının yerine akıllara ziyan bir çöp dönüştürme tesisi, yanına da göz kamaştırıcı bir spor kompleksi kuruldu.

Bataklığa dönüşen Haliç temizlendi, insanı kendine aşık eden masmavi bir göz bebeğine dönüştü.

Doğalgaz hizmeti yıldırım hızıyla yayıldı, hava kirliliğinden eser kalmadı.

Kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerden akan suların güzergahı İstanbul'a döndürüldü. Hem de ne zahmetlerle. Dağlar, bentler aşıldı ve İstanbul hasret kaldığı suya kavuştu. Barajlar ağzına kadar suyla dolduruldu...

Bugün IMF'ye olan borç nasıl kapatıldıysa, o gün belediyenin dağlar kadar olan borçları da aynı yöntemle kapatıldı.

1999 yılında Recep Tayyip Erdoğan Siirt'te şiir okuduğu bahanesiyle hapse atıldığında bütün İstanbul karara isyan etti.

Kimse arkasından kem söz söyleyemedi. "Sözünü tutamadı" diyen, "Çaldı, çırptı" diyen bir tek adam olmadı.

Hapisten çıktığında bu kez, "Bana oy verirseniz bu ülkeyi virüs gibi saran pisliklerden kurtarırım" diye söz verdi. Bu kez Türkiye O'na güvendi, yetki verdi.

Yanına aldığı güvenilir bir kaç adamla birlikte canını ortaya koyup çalıştı. "Bitti, battı" denilen Türkiye'yi ayağa kaldırdı ekibiyle beraber.

IMF ve Dünya Bankası'na olan borçları bitirdi. Koca Türkiye'yi koca bir şantiyeye çevirdi. Patikaları duble yollara, kağnı yavaşlığındaki lokomotifleri hızlı trenlere dönüştürdü. Dağların içine asfalt, denizlerin altına ray döşedi.

Parası olmadığı için hastanelerde rehin kalanları kurtardı. Kitap alamadığı için çocuğunu okutamayanların imdadına yetişti.

Karşısına bin tane engel çıkarıldı. Kah partisi kapatılmak istendi, kah e - muhtıra yedi. Kah Anayasa Mahkemesi'nin uyduruk kararlarına takıldı, kah bürokratik engellemelere...

Gezi'yi yaşadı, geri adım atmadı. 17/25 Aralık'ı yaşadı pes etmedi. Kanlı darbeyi gördü, "Ölümüne, ölümüne" diyerek üzerine çığlıklar atarak gelen ölüme meydan okudu.

Değer verdiği herşey onu bir tuzağa çekmek için kullanıldı.

Dostluğa değer verdi, dostlarının ihanetini gördü. Dini inançların özgürlüğüne önem verdi, dindar görünen dinsiz bir hain tarafından sırtından hançerlendi.

Aldatılan, kandırılan oldu belki ama asla kandıranlardan, aldatanlardan olmadı. Hayatının her döneminde zayıf olana değil, zalim olana, hain olana karşı acımasız oldu.

Özetle...

1994 yılında, "Beni başkan seçin, İstanbul'u pisliklerinden temizleyeyim" diyen ve sözünü tutan adam bir kez daha yetki istiyor. "Ne kadar mücadele edip çabalasam da ülke bu sistemle yerinde sayıyor. Beni bir kere daha başkan seçin, Türkiye'yi bütün eski pisliklerinden temizleyeyim" diyor.

Karşısındakiler buna itiraz ediyor, "Tek adam olmaz" diyor, "Tek adama mı oy vereceksiniz?" diye itiraz ediyor.

Ben de diyorum ki...

Tek adamsa tek adam! İstanbul bu adam sayesinde, Türkiye bu adam sayesinde düze çıktı!

20 koca yıldır etrafa dönüp baktığımızda Türkiye'yi yönetebilecek kabiliyette bir "Tek adam" görüyorsak bu bizim eksikliğimiz değil, sizin yobazlığınız!

Keşke siz de adam olsaydınız da yanına birkaç adam daha katabilseydiniz!
   
 
Kılıçdaroğlu ‘hayır’ı korkusundan mı savunuyor?
Adana
03 Mart 2017, Cuma
00:13

146.185.28.61
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Gülen ile işbirliği yaptığı kesin gibi.
Bence darbeden de haberi vardı…
Bunu kanıtlayacak çok şey var çünkü.
15 Temmuz öncesi ve sonrası yaşananlar ortada…
Birinci olay:
Genel Başkan değiştiren o seks kasetiydi.
Deniz Baykal'ın yatak odasına Fetullah Gülen'den başkası giremezdi çünkü.
Adam hoca değil dikiz uzmanı.
Bu şekilde kimleri avlamadı ki…
Bence Baykal da odaya kamera koyanı iyi biliyor…
Başka kasetleri ortaya çıkacağından korkuyor olmalı.
***
İkinci olay ise:
'AK Partili başkanı görevden al, yerine CHP il başkanını oturt!'
Bu emir darbe gecesi verildi. Emri veren eski Bolu 2. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Güneşer'di…
Yani söz de sıkıyönetim komutanı!
O gün…
Yani 15 Temmuz'da darbe gerçekleşseydi AK Partili tüm belediye başkanları görevden alınacak ve yerlerine de CHP'liler getirilecekti.
Bunu ben uydurmadım.
İddianamede var bunlar:
"Valiyi hemen görevden alıyorsun, yerine sen otur. Belediye Başkanı AK Partilidir. Onu da hemen al, CHP İl Başkanını Belediye Başkanlığı mak***na oturt."
Mesele anlaşıldı mı şimdi?
***
Ve üçüncü olay:
Asıl bomba Muğla'da görülen Cumhurbaşkanına suikast davasında patladı.
MAK Timi'nde görevli suikastçı asker İlyas Yaşar, mahkemede CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun darbeyle ilgili bilgisi olduğunu öne sürerek, "Mahkemeden talepte bulunuyorum. Kılıçdaroğlu gelip mahkemede yanımızda müdahil olsun. Gerçekleri anlatsın" dedi.
Bu!
Evet bu.
Suikastçıyı Reis tembihlemedi.
Ad***n sözleri önemli.
Hem Bolu'da, Adana'da, Mersin'de, Ankara ve İstanbul'da, dahası her yerde AK Partili belediye başkanlarının yerine CHP'lilerin getiriliceğini birçok yerden işittim.
Kılıçdaroğlu ile FETÖ'nün işbirliği yaptığını sağır sultan bile duydu.
***
Şüphelerim suikastçının ifadesiyle de doğrulanmış oldu.
Kılıçdaroğlu'na kaç kez sordum.
Ama cevap alamadım.
Dördüncü olay da şu:
O akşam,
Yani darbe gecesi Kemal Kılıçdaroğlu Atatürk Havalimanı VIP salonunda karşılaştığı darbeci subaylarla ne konuşmuştu?
Niye darbecilere çıkışmadı da tankların yanından sıvışarak Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu'nun evine gitti?
Ve orada Reis'in öldürülmesini bekledi.
NTV'de Oğuz Haksever'e yaptığı açıklamada İstanbul'da otellerde yer bulamadığını söylemişti.
Gerçek miydi söylediği?
Kılıçdaroğlu'na yine soruyorum…
O gece Ankara'dan İstanbul'a geldiğinizde VIP'te karşılaştığınız darbeci subaylarla ne konuştunuz?
Niye yanından sıvıştığınız tankların üstüne çıkmadınız da partili belediye başkanının evine sığındınız?
Size ne vaat edilmişti?
***
Bitirirken;
15 Temmuz gecesi saat 23.30 sularındaki kamera kayıtları devletin elindedir…
KK'nın darbeci subaylarla konuşma anının görüntülerinde ne var acaba?
Kamera kayıtlarında KK'nın yanında bulunan VIP görevlilerinin ifadeleri alındı mı?
Muğla'da Reis'i infaz edecek timde görevli suikastçı İlyas Yaşar başka neler biliyor?
KK'nın Yenikapı ruhunu terk etmesinin gerçek sebebi neydi?
248 insanımızı şehit eden darbeci FETÖ'yü CHP hâlâ niye savunuyor?
'Hayır' cephesinde yer almasının ardında FETÖ ile işbirliğinin deşifre olma korkusu yatıyor olmasın?
Ve 'Karargâh rahatsız' manşetinin asıl faili Kılıçdaroğlu olabilir mi?
  Web: www.ss.com 
 

Toplam Kayıt Sayısı: 690 Toplam Sayfa Sayısı: 69
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. . . . 67. 68. 69. [»] [»»] 

Ödüller  |  Fotoğraflar  |  Video  |  Konuk Defteri  |  Haberler
 Mimar Kazım Özgan Kişisel Web Sitesi   © 2007-2015 Tüm hakkı saklıdır.       E-Posta: kazimozgan@kazimozgan.com Site Tasarım & Yazılım: