Anasayfa
        Biyografi
        Özgeçmiş
        Ödüller
        Konuk Defteri
 

Kozan Belediyesi
Kozan Haber Gazetesi
Ahmet Emre Bilgili
Sivas Belediyesi
Beyoğlu Belediyesi
Turizm Gazetesi

 
 
 Aktif Ziyaretçi 3
 Bugün 898
 Toplam 2152649
 Ip 54.156.39.245
 
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
DELİLER
Adana
17 Temmuz 2017, Pazartesi
18:30

195.175.63.66
15 Temmuz’daki hain darbe girişiminin birinci yıldönümünde şehitlerimizi ve gazilerimizi onlarında isteyeceği şekilde büyük bir katılım ile icra ettik.

En büyük korkum rehavete kapılıp katılımcı sayısının yeteri kadar olmamasıydı. Halkımız kendi yazdığı destana tekrar sahip çıkarak o yürüdüğü yollara tekrar çıktı. Sokaklara çıkmasının bir rastlantı olmadığını memleketin 365 gününe sahip çıktığını bir kez daha gösterdi.

***

Bu yüce millet anma törenlerinde o kadar büyük bir Osmanlı tokadı attı ki duymak ve görmek istemeyenler artık görüyor ve duyuyorlar.

Osmanlı tokadının mucidi dönemin en cesur süvarileri olan delilerdi. Ordunun en cesur askerlerinden seçilir ve savaşta en ön safta yer alırlardı. Ellerini mermerde çalışarak geliştirir ve attıkları tek tokatla düşmanı öldürebilirlerdi.

Osmanlı ordusunda düşmana ilk dalan bu grubu görenler, önce sarsılır ve büyük korku duyarlardı.

Ortaçağ döneminde Avrupalılar bu Osmanlı askerlerinin üstün güçlere sahip olduklarını inanırlardı. Cesaretleri ve güçleri gerçekten inanılmaz bir boyutta idi.

Onların torunları aradan yüzlerce yıl geçtikten sonra bu sefer emperyalistlerin uşaklarının kullandıkları tanklara yine çıplak elleri ile daldılar. Dalanların sayısı yalnızca önde giden evlatlar değildi herbiri vatan sevdalısı deliler idi. Uçakla vurdular, helikopterle vurdular, tankla vurdular, makineli tüfekle taradılar ama milletin o deli yüreğine korku salamadılar.

Öndeki arkadaşının düştüğü gören diğeri öne atıldı o düştü arkadan gelen bacım öne sıçradı. Onların mermisi bitti benim halkımın deli yüreğindeki cesaret tükenmedi.

15 Temmuz’a kontrollü darbe diyenlere en güzel cevabı bu halk hep meydanda verdi.

Ben siyasetten çok anlamam ama işim gereği halkımızla çok zaman geçirdiğim için neden hoşlanıp hoşlanmadığını bilirim. Bu toplumun sosyolojisinde boyun eğmek asla yok. Kendisine biçilen kefenleri ve hesapları yırtıp atmayı özellikle seviyor.

Ama siyasetçi olup bu halkın sosyolojisinden uzak yüzlerce insan var. Seçim zamanı makarnaya oyu sattı dediğiniz halka, bu sefer yaptıkları karşısında ne demeyi düşünüyorsunuz. Gövdesi ile tanka karşı duran bu halka bu sefer nasıl bir ödeme aldığını söyleyeceksiniz.

Bu lafı söyleyenlere bir teklifim var siz ne ödendiğini düşünüyorsanız biz ar***zda para toplayıp yüz mislini vereceğiz. Ve sizden aynısını değil on da birini yapmanızı isteyeceğiz. Teklife evet diyen bir adım öne çıksın.

Bazılarınız değişik bir taktik bulmuş olmalı ki bu sefer halka değil liderine saldırmayı uygun görmüşsünüz. O saldırdığınız lidere kontrollü darbe yaptı diye suçlayarak ayrı bir fitne yaratmaya çalıştığınızı herkes biliyor. Halkımız yapılanı bildiği içinde parti gözetmeksizin Cumhurbaşkanının önünde vücudunu siper ediyor. Siz vurdukça halkın liderine sevgisi daha fazla artıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı darbe girişimini öğrendi ilk anda abdestini alıyor namazını kılıyor. Tıraşını oluyor, kravatını takıyor. Aynı bir komutanın yaptığı gibi sefer hazırlığını yapıyor. Ne bir korku ne bir telaş. Siz bunu darbenin kontrollü olduğunu biliyor o yüzden rahattı diye yorumluyorsunuz. Bizler kadere iman olarak algılıyoruz. O yüzden de kadere inanan bir insanı ölümle korkutamazsınız diyoruz.

Hep sayın Cumhurbaşkanından bahsettik ama anlatmayı unuttuğumuz bir kişi daha var. Sayın Emine Erdoğan, o hain gecede eşinin yanından ayrılmayan ayrı bir kahraman. Darbenin öğrenildiği andan itibaren oturmadan eşinin yanında destek olan koca yürekli bir kadın. Boşu boşuna söylememişler “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır “ diye.

Yaşadıklarımızı unutmadan unutturmadan daha güzel günlerde bu anma törenlerini milletimizin görmesini Allah nasip etsin. Kadınlarımıza bir görev daha düşüyor o geceyi evlatlarınıza her gece anlatınki hain kimdir ne demektir erkenden öğrensinler.

Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum

Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum

Hain gezen şu dağlarda gez oğlum

Gez oğlum

Vatanına göz dikeni ez oğlum.!

Dostun kim düşmanın kim sez oğlum

Tarihini şerefinle yaz oğlum

Yaz oğlum.!

Gez oğlum

Vatanına göz dikeni ez oğlum.!

Dostun kim düşmanın kim sez oğlum

Söz ver bana geç karşıma söz oğlum.!

Esat Kabaklı’nın “Bil oğlum” şiirinden bir alıntıyla bitirmek istedim. Bir tek eklemem, oğlum yerine kadınlarımızı da kapsayan son söz olacak.

Söz ver bana geç karşıma söz evladım! Olsun...
   
 
B Planı
Adana
14 Temmuz 2017, Cuma
01:19

195.175.63.66
15 Temmuz’un sadece B planı değil, C planı da vardı... C planının yürürlüğe girmesi, A ve B planlarının akim kalmasına bağlıydı...

Öyle oldu.

Şu an, C planı yürürlükte ve bunun uygulayıcıları da, ne yazık ki, bir kısım CHP’liler...

Neden “bir kısım” dediğimi birazdan açıklayacağım.

Önce B planına bakalım:

Birtakım çevrelerin, “Böyle acemice darbe olur mu? Adamlar küçük bir hareketle armut gibi yakalandılar” dediği 15 Temmuz, son derece ince düşünülmüş, bütün “detayları” hesaplanmış ve benzerlerinin yanında “planlama şaheseri” gibi duran bir girişimdi.

Düşünebiliyor musunuz?

17/25Aralık girişiminden sonra neredeyse “operasyonel” gücünü kaybetmiş, bütün legal görünümlü birimleri ve yayın mecraları dağıtılmış, MGK’nın tehdit listesinde yer alan örgüt, o haliyle bir de darbeye kalkışıyor.

Üstelik üzerinden atamadığı “olağan şüpheli” kimliğine rağmen...

Demek ki, 17/25 Aralık tasfiyelerinden sonra bile güçlerini muhafaza etmişler.

Darbenin “zaruretten” öne alınması, 15 Temmuz’un en ince detayına kadar düşünülmüş başarılı bir girişim olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Her detayı düşündüler ama bir noktayı atladılar...

Bundan önceki darbelerde halk, kendi meşruiyetiyle gelen ve bir şekilde “devlet” olan otoriteye (yani darbecilere) teslim oldu. Devletle (“devlet” yerine geçen “erk”le) çatışmamayı tercih etti. Kendi elleriyle seçtikleri Başbakan darağacına yollandığı halde, bir mantar tabancası bile patlatmadı.

Bu nedenle, darbeciler, 15 Temmuz’da hesaplarını “halkın direnmeyeceği” kabulü üzerine yaptılar.

Fetullah Gülen’in bile bu yönde beyanları vardır: “Bu halk direnmez.”

Her detayı en ince noktasına kadar düşünen darbeciler, Erdoğan unsurunu hesaba katmadılar.

Halk, Erdoğan’dan aldığı işaretle sokağa çıktı ve darbeyi püskürttü.

Kurgu bozuldu.

Darbede ilk hedef, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ölü ele geçirmek, cesedini bir çöplüğe atmaktı. (Kurtuluşumuzu, “bize çok acılar çektirecek bir oldubittiye” bağlayan Fetullah’ın şişme liberali, darbeden önce, “Erdoğan’ı öldürecekler, cesedini de bir çöplüğe atacaklar” diyordu.)

Erdoğan “ölü” ele geçirilseydi, “B planı” devreye girecekti.

Fetullah’ın uyuyan hücreleri, duruma el koyacak, yani “darbe içinde darbe yaparak” hem bizi Cumhurbaşkanı’nı katletmiş çapulculardan kurtaracak, hem de kendi darbelerini alkışlatacaklardı. Kuracakları “yeni düzen” için de onayımızı almış olacaklardı. (Rız***z çerçevesinde, ayrıca, Türkiye’yi işgale hazırlayacaklardı. Kardeş kavgası bitsin diye, yabancıların müdahalesine rıza gösterecektik.)

B planı çökünce, devreye, otomatikman, defans ihtiyacından kaynaklanan C planı girdi.

Bir kısım CHP’lilerin seslendirdiği “kontrollü darbe”, “Asıl darbe 20 Temmuz’da yapıldı” ve “Türkiye’de adalet yok” iddiaları bu planın temalarını oluşturuyor.

Burada amaç, hem 15 Temmuz’un yarattığı tahribatı gizlemek, hem de darbeye iştirak edenleri (ve devletten tasfiye edilmiş FET֒cüleri) “mağdur” göstererek, istikbaldeki “girişime” uluslararası meşruiyet oluşturmak.

Bu çalışmaları “Fetullah’ın arkabahçe elemanları” işlevi gören bir kısım CHP’liler yürütüyor: Kemal Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu, Eren Erdem, Gürsel Tekin, Barış Yarkadaş, Mahmut Tanal...

Bu isimler, 15 yıl öncesine kadar CHP camiası tarafından bilinmiyordu.

Daha doğrusu, hiçbiri, “klasik CHP’li” olarak tanınmıyordu.

Birdenbire zuhur ettiler.

Hepsinin de mutlaka FET֒yle bir hikâyesi, bir irtibatı, bir alışverişi var.

Klasik CHP’liler, bir gün, “Bunlar da nerden çıktı?” diye soracaktır... Nerden çıktılar ve ne ara Atatürk’ün partisi CHP’yi FET֒nün stepnesi haline getirdiler?

C Planı akim kalsın...

Bu soru da mutlaka sorulacaktı!
   
 
Neden Maltepe Cezaevi?
Adana
28 Haziran 2017, Çarşamba
18:43

195.175.63.66
Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün "Enis Berberoğlu tutuklanmadan önce, kendisi için Maltepe Cezaevi'nde 3 ayrı yer hazırlatıldı" iddiasında bulundu.

CHP liderini dinlerken, içimde tiksintiyle karışık bir öfkenin kabardığını hissettim.

Bu ad***n niyetinin, Türkiye'yi bir iç savaşa sürüklemek olduğundan artık eminim!

Neden emin olduğumu, meseleyi başından itibaren anlatarak açıklayayım.

Belki bazı yerlerde tekrara düşeceğim ama ziyanı yok. En azından meselenin başını kaçıranlar büyük resmin parçalarını daha iyi birleştirmiş olur.

Enis Berberoğlu'nun yargılandığı davada ceza alacağını tüm Türkiye gibi, son duruşmaya katılan CHP'li milletvekilleri de biliyordu. Ancak hiç kimse, karar açıklanır açıklanmaz tutuklama kararı çıkacağını beklemiyordu.

Mahkeme, Yargıtay aşamasını beklemeye gerek görmeden Berberoğlu hakkında tutuklama kararı verdi ve kendisini Maltepe Cezaevi'ne gönderdi.

Herkes bu şok edici kararı tartışırken, hiç kimsenin aklına, "Neden Maltepe Cezaevi?" sorusunu sormak gelmedi.

Öyle ya!..

Fetö'ye bağlı bütün tutuklular Silivri Cezaevi'nde yatıyor. Maltepe Cezaevi'ne ilk defa Fetö suçundan bir tutuklu gönderildi.

Neden, neden, neden?

O günden beri bu soruyu sorup durdum. Ve nihayet, günlerce zihnimde dönüp duran düşünce karmaşasını sonlandıracak cevaba dün ulaştım.

Sizinle de paylaşayım.

Enis Berberoğlu'nun Maltepe Cezaevi'ne gönderilmesini, karar duruşmasını izleyen CHP'li milletvekilleri bizzat istedi. Mahkeme de tuhaf bir karar alarak bu isteği yerine getirdi ve Berberoğlu Maltepe Cezaevi'ne gönderildi.

Bu bilgi kesin ve net!

Şimdi ortada cevabı aranan iki soru var. CHP milletvekilleri neden özellikle Maltepe Cezaevi'ni istedi ve Kemal Kılıçdaroğlu bunu bile bile neden yalan söyledi?

Madde madde anlatayım.

1- CHP lideri Berberoğlu hakkında çıkacak kararı, karardan önce haber aldığı için İstanbul'a yürümeyi çok önceden planl***ştı.

2- Kılıçdaroğlu ile kendisiyle birlikte yürüyen kalabalığın, Şehitler Köprüsü'nden yaya olarak geçip Silivri'ye ulaşmalarına devlet hiç bir şartta izin vermeyecek, yürüyüş yarıda kalacaktı. Bu nedenle, yürüyüşün amacına ulaşması için Berberoğlu'nun İstanbul içinde bir hapishanede kalması gerekiyordu.

3- Yarıda kalmasa bile, Silivri konum olarak İstanbul'un merkezi sınırlarının dışında kaldığı için, katılım az olacak ve yapılacak eylem güdük kalacaktı.

4- Eylemin başarıya ulaşması ve beklenen kargaşanın yaşanabilmesi için, CHP'li belediyelerin hakim olduğu bir bölge seçilmesi gerekiyordu.

5- Bunun için en uygun yer Maltepe'ydi. Adalet Yürüyüşü yapanlar Pendik sınırına ulaştığında, CHP'li Kartal, Maltepe ve Kadıköy Belediyeleri ile teşkilatları korteje katılacak.

6- Sadece CHP'li belediyeler ve teşkilatlar değil. Gülsuyu, Gülensu, Okmeydanı, Gazi ve Kadıköy bölgelerindeki DHKP-C ve PKK'lı teröristler de korteje katılacak. Böylece hem sayının bir milyon sınırına ulaşması sağlanacak, hem de teröristlerin provokasyonları sayesinde ikinci Gezi ayaklanması resmen hayata geçirilecek.

7- Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'a ulaşmayı hedeflediği tarih 9 veya 10 Temmuz. Ayın 11'inde ise 15 Temmuz haftası başlayacak, halk sokaklarda ve meydanlarda olacak. Kısacası iç savaşı aratmayacak bir çatışma için en uygun tarih!..

Bakın arkadaşlar!

Ta en başından itibaren söylüyorum. Bu yürüyüş adalet için yapılmıyor. Adı adalet olan bu yürüyüşün amacı teröre, teröriste darbeciye, haine, destek vermektir. Bu yürüyüşün amacı, Erdoğan'ı devirmek adına ortalığı cehenneme çevirmektir.

Bunu ben değil, "Her Firavun'un bir Musa'sı vardır" diyerek yürüyüşe başlayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun bizzat kendisi söylüyor! Bu sözler, "Ben, seni devirebilmek umudu ve amacıyla yola çıkıyorum" anl*** taşıyor.

Bunu başarabileceğine inandığımı sanmayın!

Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugüne kadar pek çok planına tanıklık ettik. Gerçi henüz harika bir plana imza attığına da şahit olmadık. Ancak yaptığı planlar bugüne dek pek çok kişinin canını yaktı. Bu son ahmakça plan yüzünden masum canlar yanmadan harekete geçmek gerekiyor.

İstanbul polisi, bir taşkınlık yaşanması durumunda bir iki saat içinde kalabalığı dağıtabilecek güç ve kudrete sahip. Mesele müdahale etmek veya dağıtmak değil. Müdahaleden sonra, dağılan grubun içindeki terörist zihniyetli provokatörlerin, yağma gibi, yıkım gibi işlere kalkışıp halkı galeyana getirecek olmasından ve yaşanacak karşılıklı çatışmalardan endişe ediliyor.

Böyle bir olay yaşanması durumunda masum siviller beklenmedik zararlar görebilir ve hatta kan akabilir.

Konuşma şansı bulduğum bazı bölge emniyet müdürleri, benzer istihbaratlar aldıklarını söylüyor.

Bu durumun önüne geçmenin tek yolu, Enis Berberoğlu'nun İstanbul dışındaki bir cezaevine nakledilmesi... Sakarya L Tipi Cezaevi şu anda bu durum için en uygun adres olarak görünüyor.

Ya da Bolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumu...

Nice zamandır yargıda yaşanan rezaletleri sadece izlemekle yetinen Adalet Bakanlığı, umarım bu kez harekete geçer ve bir an önce gereğini yapar
  Web: conkbayiriicom 
 
Ne ADALET'i
Adana
25 Haziran 2017, Pazar
04:02

35.186.190.126
Kemal Bey, bu tür atraksiyonlarla Fetö'cüleri kurtaramayacağını bilmeyecek adam değildir. Avrupa öyle istediği

için yürüyor.
Peki bu atraksiyon Kemal Bey'i iktidara getirir mi?
Getirmez. Hiçkimse bunlara "yürüdüler" diye oy vermez.
"Tayyip nefretiyle" verir, solculuk sanarak verir, bürokrasi "saltanat elden gitti" diye ağlayarak verir, Aleviler

"Sünni korkusuyla" verirler ama yürüdüler diye değil.
Amaç da zaten iktidara gelmek değil, bir yandan Avrupa'yı memnun ederken bir yandan da "parti içi iktidarı"

sağlama almak.
En keskin görünen muhalifler biryerlerin belediye başkanlığına, olmadı il başkanlıklarına tav olurlar, mesele

kalmaz. Olan da Emine Ülker Tarhan gibi, Selin Sayek Böke gibi Kemal Bey'in "suya ***ürüp susuz getireceği"

hanımlara olur...
O Kemal Bey ki sabah ak dediğine akşam kara demekten, göz göre göre yalan konuşmaktan çekinmeyen,

"cahil cesaretiyle" atıp tutmaktan fütur getirmeyen, birilerini harcarken gözünü kırpmayan adamdır, hiç tınmaz.
CHP, "gayrımeşru" ilan ettiği anayasaya göre yapılacak seçimlere katılmaktan da utanmayacaktır.
Kemal Bey pişkindir.
Kemal Bey, cumhurbaşkanlığına adaylığını koyup da kaybedince yeni bir parti içi mücadeleye girişecek kadar

saf da değildir...
Ya Deniz Baykal'ı aday gösterip seçim yenilgisiyle büsbütün susturmayı deneyecek...
Ya İlker Başbuğ'u öne sürüp bürokrat oylarını isteyecek ve ad*** Çevik Bir'den beter, bu işlere girdiğine bin

pişman edecek...
Ya da bir umut İlhan Kesici gibi, hatta Meral Akşener gibi gene "sağı gıdıklayacak" bir aday gösterip abesle

iştigal edecektir.
(Kesici, Hüsamettin Cindoruk'un adayı mı yoksa?) Yürüyüş boyunca ara ara boy gösterip kaybolan "fosilleşmiş

solcuların" toplumda hiçbir karşılıkları da ağırlıkları da yoktur. Onların dertleri gazetelerde adlarının geçmesini,

resimlerinin çıkmasını sağlamaktır.
Öyle ya da böyle, mağlup bu yolda galip sayılacaktır bazı kesimlerde!
Yani Kemal Bey, dön dolaş gene 100 küsur kişiyle gireceği mecliste ana muhalefet liderliğini sürdürecektir.
Bu onun için yeterlidir.
Amigo basın da gene bir süre "bu adamla olmuyor bu iş" diye ağlayıp sızladıktan sonra aynı "yenilenme ve

atılım" teranelerine geri döner, gittiği kadar öyle ***ürür...
Korkmayın arkadaşlar, daha yıllarca maaş garantidir!
Ama Kemal Bey, tıpkı İnönü'nün ellili yılların sonlarında yaptığı gibi "ort*** germeyi" de iki yıl boyunca

deneyecektir tabii...
Neden? Bu kez kışkırtılacak bir ordu yoktur ki!
Bu konuda "dışarısı" belirleyici olacaktır, Kemal Bey Almanya'ya bakıp gerginlik dozunu arttıracaktır.
İyi yürüyüşler... İsmet Paşa gibi Kayseri'ye de, Uşak'a da, Topkapı'ya da bekleriz.
Ama bu sefer size taş atacak enayi yok. Kemal Sunal filmlerini tekrar tekrar bıkmadan usanmadan izleyen halk

bu sefer "o filmi" tekrar görmek istemiyor.
   
 
Sami
Adana
21 Mayıs 2017, Pazar
05:30

37.130.224.21
Sözcü gazetesine yapılan FETÖ operasyonu için geç bile kalındı.
Çünkü adamların işi gücü asparagas ve iftira.
TC'nin birliği ve bütünlüğü için değil, işgali için uğraşıyorlar.
Yazarı ve çizeri de darbeci.
Sözcü, Gülen'in sesidir.
Geçmişe gitmeye gerek yok.
Emin Çölaşan'ın, bir kaç gün önce yayınladığı FETÖ'nün mahrem im*** Fadime Danışman'ı aklayan mektubu yeter de artar bile.
Savcı açıklama yapmasaydı kadını masum bir anne bilecek, devlete lanet okuyacaktık.
Sözcü'nün yayın politikasını anlayın işte.
O paçavrayı okuyanın yüreği kararır.
İnsana memleketi yönetenlerden nefret ettirirler.
Birine kırk gün deli desen deli olur misali yayın yapıyorlar.
Yani işleri yalan dolanla algı yapmak.
Eleştiri değil, karalama ve yalanlar üzerine kurulu bir yayın politikaları var.
Bu gazete, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip kesimleri, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa yıllarca alenen tahrik etti.
Bu gidişle Sözcü kamu güvenliği açısından da sakıncalar yaratacaktır.
Böyle bir gazetecilik anlayışı hiçbir demokraside olmaz.
İzin de vermezler.
Yıllardır Cumhurbaşkanı'na yönelik yalan ve iftira dolu özgürce yayın yaparlar.
Buna rağmen Sözcü Türkiye'de basının özgür olmadığını iddia eder.

***
Değerli okurlar, Darbenin yıldönümüne tam 56 gün kaldı…
Yaklaşık iki ay sonra kalkışmanın birinci yılı dolacak.
Fetullah Gülen ve çetesine canlarından olma pahasına direnen 249 kahramanı gururla anacağız.
FETÖ'yü ise lanetleyeceğiz…
Hatırlarsanız darbe günü Sözcü gazetesinin internet sitesinde "Erdoğan'ı bulduk" başlıklı bir haber yayınlandı.
Birilerine haber verir gibiydiler.
Gökmen Ulu imzalı o haberin yayınlandığı saatlerde meğer Fetullah'ın askerleri öldürmek için Erdoğan'ı arıyordu.
Başyaver Ali Yazıcı, Cumhurbaşkanı'nı bulmak için yola çıkmıştı.
Dünkü operasyonda savcı, muhabir Gökmen Ulu, gazetenin İmtiyaz Sahibi Burak Akbay ve Yonca Kaleli ile Mediha Olgun hakkında gözaltı kararı verdi.
Burak Akbay yurt dışında…
Hem de epeydir.
Biri gözaltına alındı.
Diğerleri de alınır artık.
İşin içinden neler çıkacak kim bilir?

***
15 Temmuz günü yani o kanlı gece darbeci askerler insanları zırh delici kurşunlarla öldürürken Hasan Cemal de 'O el sıkılmaz!' başlıklı pis bir yazı yazdı.
Hasan Efendi yazısında, Reis'e hakaretler yağdırdı.
Özgürlükleri, hukuku, yargı bağımsızlığını, güçler ayrılığını, insan haklarını katlettiğini, kendisi gibi düşünmeyene hain ve terörist dediğini iddia etti.
O yazı yayındayken Reis vatanı kurtarmak için kendinin ve ailesinin canını hiçe sayarak İstanbul'a doğru yola çıkmıştı bile.
Hasan Cemal yazısında gazetecilerin hapse atıldığını, casus, terörist ve hain ilan edildiklerini de söyledi.
(Almanların kucağına oturan hain Can Dündar'ı korumuş olmalı.)
Hasan Efendi, bu kadarla kalsa iyi.
Adam hızını alamadı ki.
Frensiz kamyon gibi sağa sola bindirdi.
Gazze'den girdi, Cizre'den, Sur'dan, Nusaybin'den, Lice'den, Silopi'den, Şırnak'tan, Yüksekova'dan çıktı.
PKK ile mücadeleyi Kürt katli*** olarak yorumladı.
Oysa bu yazı çıktığı gün FETÖ'cüler öldürmek için her yerde Erdoğan'ı fellik fellik arıyordu.
Nasıl bir ön yargı içinde olduklarını anladınız mı şimdi?
Bunların Türk gazetecisi mi yoksa başka ülkenin adına çalışan ajan mı olduğunu anlayamadım vallahi.
Ama vicdansız oldukları kesin.
   
 
YAVER
Adana
12 Mayıs 2017, Cuma
20:16

95.7.39.123
Demek ki aklın yolu birmişşşş….
Siyasetçinin görevi doğduğu, büyüdüğü ve ekmeğini yediği şehre hizmet etmektir.
Bu hizmeti ***ürür iken de her siyasetçinin bir yöntemi vardır. Kimi siyasetçi sosyal ve kültürel yönden şehrine hizmet eder. Kimisi de ekonomik yönden.
En nihayetinde her iki yöntem de doğru bir yöntemdir ve kazanan şehri olur.
Bugün sizlere doğru yöntemlerle ilçesine hizmet veren iki siyasetçiden bahsedeceğim.
İlk bahsedeceğim isim Kozan'ın Ak Partili ve iki dönem yani 10 yıl Kozan'a belediye başkanlığı yapan Kazım Özgan.
Kazım Özgan, mimar olması nedeniyle Kozan'ı sosyal ve kültürel yönden kalkındırıp Kozan'ın bir turizm kenti olmasını hedeflemiş ve bunun içinde doğru adımlar atarak şehrine hizmet etmiştir.
Kozan Kalesi'ni restore etmiş, Kozan Köprüsü'nü elden geçirip turizme kazandırmış, şehrin en güzel yerlerindeki tarihi konakları restore edip güzel caddeler ve sokakların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Aklın yolu bir olduğuna göre kendisinden sonra gelen ve benim de bugün isminden bahsedeceğim MHP'li Belediye Başkanı Musa Öztürk, Kazım Özgan'ın gittiği yoldan yürümeyi sürdürüp tıpkı Kazım Özgan gibi şehrin kültürel yönden kalkınması adına önemli adımlar atarak hizmetin sürekliliğini sağl***ştır.
Bu nedenle tıpkı Kozan'da Kazım Özgan dönemi gibi Musa Öztürk Beyde şehirdeki tarihi konakları onarmak için yoğun bir tempo içinde çalışmaktadır.
Musa Öztürk, Kozan Belediyesi tarafından şehir merkezinde bulunan ve koruma kurulu tarafından tescillenmiş olan 10 adet tarihi konak için rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerini hazırlatmıştır.
Çalışmaların ilk adımı olan Adana Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına sunulan destek talebinin ise onaylandığı öğrendik.
Çalışmalar kaps***nda Hacıuşağı, Aslanpaşa ve Mahmutlu mahallelerinde bulunan ve tescilli kültür varlığı olan 10 adet tarihi konağın rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanacağı bildirildi.
Ne güzel işte... Demek ki aklın yolu bir. Demek ki Kazım Özgan doğru işler yapmış.
Proje bütçesinin bir kısmının Adana Valiliği aracılığıyla, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payından; bir kısmının ise Kozan Belediyesi'nin kendi öz kaynaklarından karşılanacağı ifade ediliyor.
Olması gereken de bu işte.
Kazım Özgan'dan sonra aynı yolda yürüyen Musa Öztürk, ‘Öncelikli olarak hedefimiz yıkılmak üzere olan, Kozan'ın tarihine ışık tutan ve koruma kurulu tarafından tescillenen konaklarımızın projelerini hazırlamak. Valiliğimiz tarafından sağlanacak destek ile konaklarımızın yüzyıllar boyunca ayakta kalmasına sağlayabilirsek gelecek nesillere tarihiyle barışık daha yaşanabilir bir Kozan bırakabiliriz. Belediye olarak restorasyonunu en son tamamladığımız konağımız Yapıcı Konağı. Bu vesileyle çıktığımız yolda desteğini esirgemeyen Sayın Adana Valimiz Mustafa Büyük'e teşekkür ediyorum." Diyor.
Biz de Sayın Kazım Özgan'a bu adımları atan ilk kişi olması nedeniyle, Musa Öztürk'e de siyaset yapmadan doğru yoldan yürüdüğü için teşekkür edelim.
Hizmeti kim yapar ise yapsın takdir etmek gerekiyor.
   
 
web tasarım
İstanbul
10 Mayıs 2017, Çarşamba
08:41

95.15.226.209
Merhaba,

Web tasarım konusunda faaliyet göstermekte olan firm***z, ihtiyaçlarınız doğrultusunda sizlere özel web sitesi hizmeti sunmaktadır.

https://www.ivesgo.com/web-tasarim/

Saygılarımızla
Mail: info@demositesi.net  Web: www.ivesgo.com/web-tasarim/ 
 
Meralciler
Samsun
24 Nisan 2017, Pazartesi
02:58

95.211.226.36
FETÖ bir şeytandır, imam değil.
Kullanacağı ad*** önce avucunun içine alır.
Sonra onlara istediğini yaptırır…
Üç bin kişilik fuhuş ordusunu boşuna kurmadı yani.
Deniz Baykal da böyle koltuğundan oldu.
Şimdi kıpırday***yor… Kılıçdaroğlu da ondan farklı değil.
Meral Akşener de öyle.
Kemal için siyaset bitti…
CHP'deki muhalifler bundan sonra ona gün göstermez.
Ama FETÖ'nün şeytanlıkları bitmiyor ki...
Memlekete yeni tuzaklar kurmak için Kemal iyi bir eleman…
O kasetle kullanışlı hale geldi.
İtiraz şansı yok.
Sözcü, Cumhuriyet ve Hürriyet gibi paçavralar da FETÖ'ye mecbur.
Çünkü kucağındalar.

***

Kemal referandum sonuçlarını kabul etmiyor.
Çünkü Gülen böyle istiyor.
Kemal toplumu kutuplaştırmakla görevli.
Bilinçli bir iş bu…
Elinde benzin bidonu Türkiye'yi yakmakla tehdit ediyor…
Plan FETÖ'nün…
Gençleri sokağa sürüp, polisle çatıştıracaklar, CIA ve BND ajanları

da o karışıklıktan istifade edip bir kaçını vuracak…
Sonra…
Sonrası malum.
FETÖ bu işlerin ustasıdır.
Gezi çadırlarını o yaktırdı.
Rus uçağını düşüren de, Roboski'de kaçakçılık yapan 35 Kürt'ü

öldüren de…
Açılım kaps***nda dağdan inen PKK'lılara Habur'da gösteri yaptıran

da oydu…
Şerefsiz iyi bilir bu işleri.

***

Gülten Kışanak ile Ekrem Dumanlı'nın buluşması, Sur'da, Cizre'de;
Mardin'de açılan hendekler ve evlerin altına kazılan tüneller de onun

işiydi…
Bu ne ki?
Adam 'Fuhuş ordusu' kurmuş… İftira değil…
3 bin kadınlı bir ordu.
'Fuhuş ordusu' kurduğunu ben demiyorum.
FETÖ'den yargılanan Çetin Acar söylüyor.
Acar, Gülen fuhuş ordusunu kendilerine karşı çıkan yargı

mensupları, siyasiler ya da milletvekillerine kumpas için kurduğunu

söyledi.
Her yere imam tayin eden FETÖ'ş oraya da bir imam tayin etmiş.
"Orospular im***." Bu kadar detaylı çalışan Gülen, referandumda

kullanılan zarflara bilerek mühür vurdurtmadı.
Mühürle başladılar.

***

15 Temmuz darbe girişimi püskürtülünce FETÖ çıldırdı.
Sinsi bir tuzakla yarım kalan darbeyi tamamlamak istiyor şimdi.
Bu yüzden Kılıçdaroğlu'na 'şiddeti körükle' diyor.
O da körüklüyor…
'Anayasa Mahkemesi'ne git' diyor.
Kemal, AİHM'e de gidecek.
CHP yetki alanına girmediği halde YSK kararlarını bile bile Anayasa

Mahkemesi'ne ***ürüyor.
Neden?
Çünkü YSK'dan sonra AYM'yi de yıpratacak.
Ve "Yargı kurumları iktidara çalışıyor" algısı yaratacak.
Şu ana kadar sokak provokasyonlarından istediği sonucu alamayan

FETÖ ve CHP, bu ataklarla toplumu kutuplaştıracak tahriklerin

peşinde koşuyor.
Esas niyeti bir Alevi-Sunni çatışması çıkarmak.
Bakalım bu millet oyuna gelecek mi?
   
 
Musa gibiler...
Diğer
11 Nisan 2017, Salı
05:19

159.253.145.150
Hürkuş -C nin Konya’da yeni nesil uzun menzilli tanksavar atış denemelerini seyredince aklıma onlarca tarihi hatıralar geldi . Vecihi Hürkuş ‘dan, Nuri Demirağ’a Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi uçağını yapma serüvenini bir kez daha hatırladım. İki uçuş ve ülke sevdalısının kendi uçağımızı üretmek için develerin hendeği uçarak geçmesi zorunluluğu aklıma geldi. İlk uçağa sertifika verilmediği için Vecihi beyin nasıl ceza aldığı, sertifika almak için başvurduğunda böyle bir mecranın olmadığını öğrenmesiyle uçağını tren yoluyla nasıl Çekoslavakya’ya ***ürdüğünü hatırladım.

Nuri Beyin bütün servetini nasıl uçak fabrikası ve pilot yetiştirmek için harcadığını düşündüm. O zaman kurduğu tesisin büyüklüğünün dünyanın en büyük havalimanı olan Amsterdam havalimanından daha büyük olduğunu hatırladım. Yaptığı uçağı Türk Hava Kurumu’nun almasına imkan verilmediği gibi yurt dışından sipariş almasına rağmen satışına nasıl engel olunduğunu acı ile okudum. O kurulan tesislerin nasıl Atatürk Havalimanı’na dönüştürüldüğünü fark ettim.

Evet bir uçak uçtu ve milli sanayi ürünü olan füze denemelerini yaptı. Hava kuvvetlerinin saflarına yakın hava desteği uçağı olarak katılacak ve terörle mücadelede ön safta kullanılacak . Bir uçak uçtu ama bütün acı hatıraların üzerindeki tozları da kaldırdı. Milli sanayinin gelişiminin nasıl engellendiğini bize bir kez daha gösterdi.

***

Bazı aklı evvel arkadaşlar yine en iyi yaptıkları şeyi yapıyor, proje için burun kıvırıyor, “Millet uzaya çıktı” diyorlar. Yine elma ile armutu kıyaslayıp moral motivasyonu aşağıya çekmeye çalışıyorlar.

Terörle mücadele de bu tip uçakların kullanıldıklarını bilmelerine rağmen “biz neden bu üretimi yaptık” diyebiliyorlar. ABD, DAEŞ’le mücadele kaps***nda kullandığı uçakların maliyetini düşürmek için daha eski uçaklarını kullanıyor. Kimse onlar yaparken niye bu tercihi yapıyorsunuz demiyor. Yabancı hayranı eleştirmen ekip onlar yapınca bir şey demedikleri için, isterseniz biraz da yabancıların da uyguladığı teknik bilgiler üzerinden olayı anlatalım.

Terörle mücadele kaps***nda kullanılan uçaklar yalnızca yer hedeflerini saldırı düzenlerler. Bu nedenle de sofistike uçaklara aslında pek gerek duyulmaz. Bu uçakların saatlik uçuş maliyeti neredeyse kullandıkları füze kadardır. Bazen küçük bir hedef için bile orantısız bir silah sistemi kullanılmak zorunda kalınır.

Özetle gelişmiş uçaklarda kullanılan silah sistemleri de daha gelişmiş olduğundan bunların kullanım maliyeti de yüksektir. Bu nedenle de daha az maliyeti olan uçaklar tercih edilir.

***

Hürkuş -C yurt içi terörle mücadele için ideal uçak modelidir. Ayrıca bu uçaklar yüksek irtifadan füze ateşleyebildikleri için omuzdan atılan füze menzili dışında da kalabiliyor.

Daha fazla kafanızı karıştırmadan söyleyeceğim son söz Nuri Beyin sözü olsun: “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.”

Bu uçuş anlayan ve görmek isteyen için çok şey ifade ediyor . Bu uçuş ihanetleri, mücadeleleri ve azmi bize bir kez daha hatırlatıyor.
   
 
Ersin Ramoğlu
Diğer
05 Nisan 2017, Çarşamba
03:57

95.211.226.36
Son darbenin tarihi bellidir…
"Hadi be!" "Yapma be!" deyip aptala yatmayın sakın.
'Bi şey olmaz' masalına da aldanmayın.
Aha buraya yazıyorum.
'Darbe' o akşam başlayacak.
Kaç gün sürecek bilmem.
Ama 15 Temmuz'dan daha kanlı olacağı kesin…
15 Temmuz'u saniye saniye yaşadım.
Hem de iliklerime kadar.
Her şeye hazırdım o gece…
O akşam köprüye koşanlar ne demek istediğimi anlar.
Rakı kadehiyle darbeyi kutlayanlar, Darbeci generallerle sabahlara kadar sohbet edenler neler yaşandığını bilmez.
Onlar, o saatlerde heyecanla Erdoğan'ın ölüm haberini bekliyordu çünkü.

***

Yeni darbenin işaretlerinden biri de FETÖ'cülerin salıverilmesidir.
Kötü şeylerin habercisidir bu.
Tamtamlar çalıyor.
İç savaşın habercisi olan...
Darbe gecesi vali ve kaymakamları gözaltına alma talimatını veren Akdeniz Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan'ın yakın dostu FETÖ'cü işad*** Mekin Merter Salt da tahliye edildi.
Fetullah Gülen'in yakın ad*** Şaban Üçgül de…
Diğer işadamları gibi Üçgül'ün dosyasında eksikler olduğunu biliyorum…
Yeni delillerin toplandığını da.
Sahi Tuğamiral Nejat Atilla'nın kankisi Mekin Merter Salt niye bırakıldı?
FETÖ soruşturmalarını çökertmek için olmasın.

***

FETÖ'nün medya ayağı da tahliye edildi.
Bandırma'dan, Burdur'dan, Osmaniye'den tahliye haberleri geldi.
Gerisi de gelir elbet.
Reis'e ip sallayan Gökçe Fırat Çulhaoğlu tahliye oldu mesela.
FETÖ'nün has uşağı Atilla Taş da…
Gökçe'nin kankası FETÖ'cü Aytekin Gezici'yi de bırakın bari.
Sahi niye çıktı bu adamlar?
Yazdıkları ve attıkları tweetler ortada.
Yaptıkları da...
Darbe gecesi görev mi alacaklar yoksa?
FETÖ'nün kasası Halil Kadı hâlâ kaçak.
Adil Öksüz gibi saklanıyor.
Ama İstanbul'da.
Son darbeyi bekliyor.
O gece bir başka bastıracaklar…
Ve o akşam yıkılacak Türkiye…
Darbe karşıtı kim varsa infaz edecekler.
"Hayır" oyları, "Evet" oylarını geride bıraktı mı iş tamamdır yani.
Türkiye böyle işgal edilecek.
Hem de sandık yoluyla.
Bu darbeyi tankların önüne çıkarak değil, sandıkları 'evet' oyu ile doldurarak durdurabiliriz ancak.

***

Darbenin tarihi belli!
16 Nisan 2017 Pazar akş***.
Günlerdir yalan ve iftira bombardımanı altında millet.
Böyle başladılar işe.
Silahlarla yıkamadıkları milletin iktidarını, sandık darbesiyle yıkmanın peşindeler bu kez.
Bu sıradan bir darbe değil.
Çok kanlı olacağı kesin.
Batı'sı, ABD'si birlik oldu.
Yetmedi PKK gibi, FETÖ gibi terör örgütleri de onlara katıldı.
'16 Nisan'da sadece anayasa değişikliğini oylayacağız" diyor Kemal Kılıçdaroğlu.
İşi hafife alıyor ki uyanmayalım.
Hayır oylarının mevcut düzene bir etki yapmayacağını söylüyorlar.
Yalan konuşuyorlar.
Çünkü iş derin ve tehlikeli.
Daha önce çok yazdım.
Avrupa ayakta…
Amerika da…
El ele vermişler üstelik.
Türkçe manşetlerle çıkıyorlar:
"Halk oylamasında hayır deyin" diye.
Neden?
Bizi sevdiklerinden mi?
Değil elbet.
Göreceksiniz sandıktan hayır çıksın, memleketi nasıl yakıp yıkacaklar?
"Diktatör kaybetti" naraları altında Türkiye'yi işgal edecekler.
Darbeye 14 gün kaldı…
Ya evet verip püskürtülecek ya da kan gövdeyi ***ürecek.
Bu siyah beyaz kadar kesin.
   
 

Toplam Kayıt Sayısı: 686 Toplam Sayfa Sayısı: 69
1. 2. 3. 4. 5. . . . 67. 68. 69. [»] [»»] 

Ödüller  |  Fotoğraflar  |  Video  |  Konuk Defteri  |  Haberler
 Mimar Kazım Özgan Kişisel Web Sitesi   © 2007-2015 Tüm hakkı saklıdır.       E-Posta: kazimozgan@kazimozgan.com Site Tasarım & Yazılım: